Ana sayfa EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ Yaşamak için değil, yaşlılığımı iyi yaşamak için… Mehmet Özyürek

Yaşamak için değil, yaşlılığımı iyi yaşamak için… Mehmet Özyürek

0

Mehmet Özyürek kimdir?

Ben Mehmet Özyürek 1948 Bulgaristan doğumluyum. 1950’de Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç ettik. İlk olarak İstanbul’a geliyoruz. 6 ay kadar kaldıktan sonra, Eskişehir’e yerleştik. Eskişehir Mal Hatun İlkokulunda ilkokulu okudum. Sonrasında Atatürk Lisesinde eğitimime devam ettim. Liseden sonra Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesine kabul edildim. Burada okul psikologluğu ve özel eğitim olmak üzere iki bölüm okudum. Daha sonra Samsun Rehberlik Araştırma Merkezi’nde 6 ay çalıştım. Daha sonra Ankara Üniversitesi özel eğitim bölümüne araştırma asistanı olarak girdim. Yurtdışı sınavlarına kanalıyla ABD’de özel eğitim alanında doktora yapmak üzere gittim. Dilim Fransızcaydı. ABD’ye gidince orada İngilizceyi öğrendim. Yükseklisans ve doktora mı ABD’de tamamladım. Türkiye’ye döndükten sonra 6 ay Milli Eğitim Bakanlığı’nda çalıştım. Daha sonra Ankara Üniversitesi Eğitim Bölümüne girdim. 78’den 84’e kadar burada kaldım. 84’de doçentlik sınavlarına girdim. 84’den 89’a kadar Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde doçent olarak çalıştım. 89 yılında Gazi Üniversitesinde profesör olarak gittim. 2010 yılına kadar orada çalıştım.

Özel eğitim deyince ne anlamalıyız?

Özel eğitim 3-21 yaş aralığındaki çocukları kapsayan bir alandır. Özel eğitim alanında bakış açılarında farklılıklar var. 70 li yıllar ile günümüzdeki özel eğitim arasında farklar var. Önceleri özel eğitim yetersizlikten etkilenmiş çocuklar içindi. Bunun anlamı şu organlarımızda hasar meydana geliyor, bu hasara bağlı olarak organ işlevini kaybediyor. Örneğin gözün bir bölümünde hasar meydana geliyor. Doğuştan yada sonradan olan hasarlar meydana geliyor. Buna bağlı olarak görme organı işlevini kaybedince bu duruma yetersizlik diyoruz. Özel eğitim yetersizlikten etkilenen çocukların toplumun belirlediği evde çocukların göstermesi gereken davranışları sergilemesi için uyarlamalar yapma işi. Programda öğretimde yönetme işlerinde uyarlama yapma işine özel eğitim diyoruz.

Eğitim sürecinde ilaç kullanılıyor mu? Nasıl bir sistem var?

Hayır biz hekim değiliz. Biz öğretmeniz yani eğitimciyiz. Tıbbın bittiği yerde özel eğitim başlıyor. Örnek verecek olursak, örneğin yaramaz çocuklar veya arışı hareketli çocukları ele aldığımız zaman burada iki tür yaklaşım var. Bu çocuk bunu niye yapıyor diye sorduğumuz zaman iki türlü cevap vermemiz mümkün. Biri diyorki beyinde bir takım biyokimyasal dengeler bozuk onun için çocuk böyle davranıyor. Böyle denildiği zaman hiperaktif tanısı konuyor. Hiperaktif tanısı konunca ilaç öneriliyor. Biz eğitimciler uygulamalı davranış analizini benimseyenler olarak çocuk niye böyle davranıyor diye baktığımız zaman nedeni beyindeki biyokimyasal bozukluğa bağlamıyoruz.
Hangi davranışların pekiştirilmiş olmasına bağlıyoruz. Hangi davranışlar pekiştirildiki bu durum meydana geldi. Örnekleştirecek olursak eğer siz bir davranışı beğenir ve onaylarsanız daha sonra beğeni ve onayı geri çekerseniz davranış çeşitlenir. Bu çeşitlenen davranışların arasında olumlularda olur olumsuzlarda. Biz genellikle olumlularla ilgilenmeyiz. Olumsuzlarla ilgilenmeye başlayarak bu yamuk davranışları çocuklara öğretiriz. Yani düz duvara tırmanma davranışını bizler öğretiriz açıklaması var. Dolayısıyla biz bu işleri yaparken ilaçla değil davranış bilimindeki ilkelerden yararlanarak bunları düzeltme yoluna gidiyoruz. Özel eğitim dediğimiz şey davranış bilimine dayalı olarak öğrenmede zorluk çeken çocuklara yeni davranışları öğretme işi. Günümüzde değişen tarafına değineceğim. Başlangıçta yetersizlikten etkilendiği belirlenen yani organında hasarı olan çocuklara yeni davranışı öğretme işiydi. Programı, öğretme süreçlerini, değerlendirme sistemlerini değiştirerek öğretme sürecine özel eğitim diyorduk. Günümüzde özel eğitimin başlaması için yetersizliği belirlemek gerekiyor. Çocuk öğrenemiyorsa niye öğrenemiyor diye tıbbi yolla araştırılıyor. Bu sürece baktığınız zaman 6 ay 1 yıl gibi bir süre alıyor. Dolayısı ile bu süre boyunca çocuğa eğitsel bir müdehalede bulunulmuyor. Ancak yetersizliği var dedikten sonra eğitsel müdehale olduğu için çocuk bir yılını kaybediyor. Yurt dışındaki insanlar bunun farkına vardılar ve artık özel eğitimin anlamı değişti.

Çocuk ne zaman sorun yaşıyorsa devreye özel eğitimci girsin biz eğitsel değerlendirmeye yer verelim, biz müdehalemizi yapalım çocuk buna olumlu tepki verirse tıbbı değerlendirmeye gitmeden davranışları kazandıralım. Çocuk olağan akışını alsın olumsuz etiketlerden kurtulsun. Özel eğitim dediğimiz olay sadece yetersizlikten etkilenen çocuklar için değil zorluk yaşayan her çocuk için başlatılması gereken bir sistem diye bakmak lazım. Kendine özgü değerlendirme sistemi var. Bizim üzerinde durduğumuz konulardan biri. Diyelimki çocuk kendisinden beklenen davranışları ailede göstermiyor. Niye göstermiyor sorunun cevabı olarak beyinde problem var demiyoruz. Biz şunu diyoruz. Davranış etkileştiği çevreyle ilgilidir deyip o çevreyi gözlüyoruz analiz ediyoruz. Daha sonra hem anneye hem çocuğa çeşitli programlar uyguluyoruz. Böylece çocuğun akranları gibi davranmasını sağlıyoruz.

Özel eğitim yetersizlikten etkilenen çocuklara sağlanan bir hizmet olmak yerine zorlanan çocuklara sağlanan hizmet olduğu zaman önleyici özelliğe sahip oluyor. Problemin önlenmesine katkı sağlıyor. Çocukların olumlu olarak ilerlemesini sağlıyor. Bu da ülkeler için çok önemli birşey.

Çocuğun özel eğitime ihtiyacı olduğunu biz nasıl anlayacağız?

Çocuğun yetersizlikten etkilenme derecesi ağır olacak olursa çok erken farkedilebiliyor. Örneğin çocuğun gözünde anormallikler varsa görme sorunu olduğu tespit edilerek hekime yönlendiriliyor. Okul çağına gelince rehperlik araştırma merkezine gidip ölçümler yapılıyor. Bu ölçümlere bağlı olarak da özel eğitime başlanıyor.
Okulunda başarısız olan çocuklar öğakapsamına dahil edilebiliyor. Özel eğitim öğrentmeni programa dayalı ölçü aracını uygulamak yoluyla çocuğun zorlandığı yeri saptıyor. Saptanan duruma göre neyi öğreteceğini sıraya koyuyor. Çocuklar dersleri neden sevmez neden yapamıyorum sorusuna cevap verecek olursak. Eğer siz devamlı çocuğun yapamadığını kendisine belirtirseniz çocuk bunu sevmez. Çocuğun bir şeyi sevebilmesi için. Onu iyi yaptın, güzel yaptın, çok çabuk yaptın gibi sözlerle teşvik ederek, yaptıklarının olumlu yönünü göstererek ilerlemek özgüven sağlar ve derslerini sevmesini sağlar. Yine kötü yaptın, yine düşük not aldın gibi uyarılar ve sonrasında gel beraber yapalım, şunu yap bunu yap gibi davranışlara maruz kalan çocuk anlamıyorum, yapamıyorum düşüncesine sahip olur. Bu olumsuz etkiye çocuğumuza aktardığımız zaman çocuk başarısız olacaktır. Bu döngüye dönüşüyor. Hem evde hem de okulda bu şekilde oluyor. Bunun çözümü ise o programa göre hareket ederek neyi yapabiliyor, neyi yapamıyor belirlenip doğru sırayla uygulamak olacaktır. Bu öğrenme süreci hızlanıncada ben yapamıyorum düşüncesinden yapabiliyorum düşüncesine geçiş sağlanmış oluyor.

Kitabınızla ilgili bilgi verebilir misiniz?

Kitaptan biraz bahsedecek olursak. Kitap dört bölümden oluşuyor. Birinci bölümde matematikteki öğrenme sorunları ele alınıyor. İkinci bölüm ise düzeltici matematik öğretimini anlatıyor. Üçüncü bölüm ise okul öncesi çocuklarda matematik güçlükleri. Nerede ne sorunlar var ve nasıl öğretileceğine dair yöntemlerin olduğu bölüm. Dördüncü bölem ilkokula yönelik olan bölümde toplama çıkartma çarpma bölme var. Bir de problem çözme var.

Şuan hayatınızda nelerle uğraşıyorsunuz?

Kitap çalışmaları benim belli bir zamanımı alıyor. Kitaplar okuyor araştırmalar yapıyorum. Özellikle sağlık konuları ile ilgili araştırmalar yapıyorum. Bunlarıda kendi hayatımda uyguluyorum. Ben daha önce çeşitli sporlarla ilgilendim fakat hiç spor salonuna gitmemiştim. Bu araştırmalardan sonra fitness yapmaya başladım. Bunun sonucu olarak sağlığımda olumlu gelişmeler oldu.
Sağlık ve beslenme araştırmaları yapıyorum ve zamanımın böyük bölümü bu öğrendiklerimi hayatımda uygulamakla geçiyor. Bu neden yapıyorum sorusuna cevap vermek gerekirse. Bilime inanıyorum ve bilimsel şeyler yapmayı tercih ediyorum. Ve bunu uzun yaşamak için değil ama yaşlılığımı iyi yaşamak için yapıyorum. Bahçeyle uğraşmakta beni çok mutlu eden bir eylem.