Ana sayfa YAŞAM Halil Ayengin Gönül Sofrası

Halil Ayengin Gönül Sofrası

0

Afyon’unu tanınmış iş adamı ve siyasetçisi Engin Ayengin 11. Yıllına giren Gönül İftar Sofrasına her zaman olduğu gibi bizde konuk olduk. Buraya konuk olmak için davet bekleyenler varsa çok bekler. Çünkü bu gönül sofrasına hiç kimse davet edilmiyor. Çıkıp gelmek yeterli. Dedik ya gönül sofrası herkese bir sandalye ve bir tabak bulunuyor.

Uydukentte bulunan Engin Yapının hava güzelse bahçesinde hava yağmurluysa içerde masalar yan yana getiriliyor. 50’ye yakın sandalye yerleştiriliyor. Sayı artacak olursa ek masa ve sandalyeler hazır bekliyor. Ramazan’ın ilk gününden son gününe kadar tam 30 gün boyunca Gönül Sofrası yaklaşık 1500 kişiyi misafir ediyor. 11 yılda ise bu sofra 16 bin 500 kişinin gelip geçtiği bir sofra oldu.

Tencereni kap sende gel
Dedik ya buraya katılmak için davet yok. Yemek yeter mi yetmez mi? diye endişe etmenize de gerek yok. Yemeklerin bir kısmı Nihan Ayengin tarafından yapılırken Gönül Sofrasına gelenler eskiden olduğu bir tencere yemekle geliyor. Kimi pidesini getiriyor, kimi tatlısını, kimide eklini kolunu sallaya sallaya geliyor. Hepsi Halil İbrahim sofrası gibi oturup ne varsa iftarını onunla açıyor.

Halil Ayengin’in başlattığı bu gelenek oğlu Engin Ayengin tarafından devam ettiriliyor. 11. Yılına giren bu güzel gelenek nasıl başladı, nasıl devam etti bizde Engin Ayengin’e soruyoruz. İşte Engin Ayengi’nin anlatımıyla Halil Ayengin’in Gönül Sofrasının hikayesi.

Engin Ayengin,
Kendimi bildim bileli bizim sofralarımız kalabalık olurdu. Çok sosyal bir anne ve babanın çocuğuydum.
Aile olarak birlik ve beraberliğin olduğu yerde bereket çoğalır, dirlik olur inancı ile yetiştik. Buna hep inandım.
İnsanları sevmeyi öğrendim. İnsanlara tahammül etmeyi öğrendim. Yalnız yaşanamayacağını öğrendim. Ve USTAM, USTAMI ÇOK SEVDİM, yani babam.
Hayatı dolu dolu geçen babamın yalnız kalmasını istemedim. Zaten hayatımız öyle bir hal almıştı ki, ofisimiz sabahtan açılır, akşama kadar gelenin gidenin haddi hesabı olmazdı. Bu gelmeler gitmeler hiç işimizle ilgili olmazdı. Kimsede işiniz nasıl gidiyor diye sormazdı zaten. Karnı aç olan, çay içmek isteyen ve gönlü daralan herkes gelirdi ofisimize. Aslında bu sofra kendiliğinden oluşmuş oldu.

Rahmetli Babam, beni bu şekilde yetiştirdi. Özellikle Ramazan ayında sofrada çekirdek aile olarak iftar yapmamızı istemezdi. İlla iftara davet edilmiş, sofrayı şenlendiren bereketlendiren misafir isterdi. Amaç karın doyurmak değildi, amaç farkında olmadan insanların birbirine daha samimi bakması güvenmesi ve birlikte uhrevi bir an yaşamasıydı.
Bundan tam on bir yıl önce ofisimin olduğu yerde bu sofrayı oluşturdum. 2007 Ramazan ayının ilk günü tek bir masa koydum ofisin önüne. İstedim ki iftar soframız açık olsun isteyen gelsin. Bu sofranın birlik ve beraberlikten başka hiçbir amacı olmadığının görülmesini istedim. İnan güzel dostum, 2007’nin Ramazan’ın ilk günü koyduğum o tek masa sadece koyduğum gün tek olarak kuruldu. O günden beri masamız artı. Soframıza gelen her yürek bir ve beraber olmasını bildi. Böyle sofralardan çok mutlu olduğunu bildiğim babamın adını verdik bu sofralara.

HALİL AYENGİN SOFRASI…….
Samimi olarak söylemek istediğim,
Üstünlük bu sofraları kuran bende değil, asıl üstünlük bu sofraları boş bırakmayanlarda. Yani aynı kandan olmadığım kardeşlerim, evlat dedikleri, hiç tanımadığım bir selamla sofraya oturanlar, evet asıl üstün olan takdiri hak eden sizlersiniz. Bu sofralarda beni yalnız bırakmadınız.
Teşekkürler hepinize,

HALİL BEY EN ÇOK DA SANA TEŞEKKÜR EDİYORUM…..YETMEZ AMA SENİ SEVİYORUM.
Sevgi ve saygılarımla
ENGİN AYENGİN