DOLAR
32,8677
EURO
35,8249
ALTIN
2.536,97
BIST
11.172,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon
Az Bulutlu
32°C
Afyon
32°C
Az Bulutlu
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
29°C
Perşembe Az Bulutlu
27°C
Cuma Açık
27°C
parkhayat






parkhayat






BİR ADAMA İNANAN KOCA BİR EKİP  

BİR ADAMA İNANAN KOCA BİR EKİP  
19.05.2023
A+
A-

 

Sıradan bir gün yaşarken akşam saatlerinde telefonum çaldı. Arayan Ahmet Topuztaş’tı. Ofisteysen sana uğrayacağım dedi. Gel Ahmet bekliyorum dedim. Uzun zamandır görüşmediğimiz için meraklandım da, neyse Ahmet on dakika sonra geldi. Biraz hoşbeşten sonra, “Duydun mu?” diye sordu. Neyi duymuş olabilirim, ya da neyi duymamışımda Ahmet bana soruyor. Oysa o günlerde flaş bir duyumum yoktu.

 

Neyi duydum mu? Diye soruya soruyla cevap verdim. Ahmet, “Hocam siyasete giriyor kararını vermiş. Sabah seninle görüşmek istiyor” dedi. Önce kulaklarıma inanamadım, şaşırdım hatta afalladım. Gerçekten hiç beklemiyordum. Bazı flaş transferden bahsediliyordu ama o flaşın, bu flaş olduğunu tahmin etmiyordum. Hadi be dedim Ahmet güldü. Gerçekten mi diye bir kez daha sordum cevap evetti.

 

Sabah doktoru ziyarete gittim, kapıdan içeri girip, “Hayırlı olsun doktorum” dedim. Güldü, “Bilmiyorum sen ne düşünüyorsun?” diye sordu. “Siz kararınızı vermişsiniz bu saatten sonra benim ne düşündüğüm değil ne yapacağız onu konuşalım” dedim. Afyonkarahisar’da çok iyi dostlarım var. Gözü kapalı güvendiğim dostlarım var. Hepsi bir kenara ancak, doktorum benim çok başka. İyi dostum değil. Kankam değil ama benim için başka bir anlamı var.

 

Bazı insanlar farklıdır, özeldir tam olarak bir konumlandıramazsınız. Ne dostunuzdur, ne de uzak biri. Samimisinizdir ama aynı zamanda aranızda bir mesafe vardır. Sevgi ve saygı vardır ama arada tatlı bir doz vardır. Hem bir baba gibi, hem bir arkadaş gibi, bir ağabey gibi. Adı konulmamış bir şey var aramızda. Ama her ikimizde biliriz ki bir birimize yanlış yapmadık yapmayız. Güveniriz kendimizi bir birimize emanet edebiliriz.

 

Ve başladık milletvekilliği sürecine. Bir baktım bizim Nebi Kol, kadroda. Hoca iyi bir ekip kurmuş. Nebi biraz farklı garip bir adam. Uzun zamandan beri tanırım ama sanki benim sosyal hayatımı kıskanıyor gibi arada laf atıp duruyor. Bazen tatlı sert tartışmalarımız oluyor. Sonra bir gün bir hayli yorgunuz bir birimize yaslanarak yürüyoruz konuşurken, “Ya aslında bizim çok ortak noktamız var. Bizden harika bir ikili olur. Niye biz bu zamana kadar uzak kalmışız” dedi. “Eskiler dostun iyisi ya alışverişte ya da yolculukta belli olur demiş. Bir alışverişimiz yok ama bak bir birimizin omzuna yaslanmasak düşeceğiz” dedim güldü. Ama yine de ne bileyim biraz gıcık bir yanı var. Hiç tarzım değil ama yine de iyi bir adam. Sağlamdır, güvenilir, birde canconlu sohbetleri olmasa tadından yenmez.

 

Şelale, yok ondan bahsetmeyeceğim. Rasim Kuş diye birisi var. Adam o kadar efendi ki anlatamam. Bir de hep sakin. Tam bir görev adamı ve iş bitirici. Rasim güne en erken başlayan ve en geç gece yarısı görevden ayrılan adam. Hiç yorulduğunu bir şeyden şikayet ettiğini duymadım. Ne olursa, “Olur ağabey çözeriz” der ve gerçekten o iş çözülür. Harika bir adam tanıdım. Bitmek bilmeyen bir enerjisi var. Hiçbir şeyi sorun etmeyen ve çözüm odaklı birisi. Vallahi onu alan yaşadı. Gerçi zaten onu birisi almış. Bir birlerine de çok yakışıyorlar.

 

Şelale dur bi. Senden bahsetmeyeceğim. Güray Akan diye bir adam var. Yakışıklı sayılır ama daha çok karizmatik birisi. Her zaman yüzünde gülücük olan birisi. Sanki maske takıyor. O kadar yoğun bir tempoya rağmen nasıl hala gülümsüyor anlamadım. Bizim öncü ekipten herkesten birkaç adım önde. Ziyaret edilecek kişiler ile ilk teması o kuruyor sonra hoca ve biz katılıyoruz. Bazen birlikte yolculuk yaptık. Sohbeti de güzel geyik muhabbeti de. İşinin uzmanı ve gerçekten bir ekipte olması gereken birisi.

 

Efkan Şen, genç ve dinamik adamlardan birisi. Güray gibi öncü ekipten. Ama bazen çok yorulduğunda ilk gördüğü sandalyeye kendini atıyordu. Birkaç dakikalık mola bile yetiyordu. Bir kötü yanını keşfettim arkadaş gurubuyla kahvede maç seyretmek. Oh olsun o keyfini bozduk Güray’la biraz dalga geçtik. Efendi ve çok çalışan birisi. Efkan bir ekipte mutlaka olası gereken isimlerden birisi. İlerde bir ekip çalışması yapacak olsam kadromdaki banko adamlardan birisi olur.

 

Hayır, Şelale’den bahsetmeyeceğim çatlasın. Ekibin kızları var Rümeysa Şahin, Ayşegül Keskin, Hilal Tanrıöver, Zeynep Gümüştekin ve daha birçokları. Çarşı pazar her yerde önce onlar vardı. Broşür, kalem gibi seçim promosyonlarını dağıtıyorlar. Bazen o kadar katı ve itici kişilerle karşılaşıyorlar ki hiç olumsuz bir karşılık vermeden teşekkür edip yollarına devam ediyorlar. Hepsi gerçekten büyük bir özveri ile işlerini hakkıyla yaptılar. Onlara birde Doğukan Şahin’i ilave etmemiz lazım.

 

Çağlar Küler, ekibin en çok çalışanlarından, yorulanlarından ama hiçbir zaman bunu belli etmeyen birisi. Kendine özgü saç tıraşı ile dikkat çekiyor. Nerede ne işte lazımsa orada oluyor. İşini yapıp yeniden kendi görevine dönüyor. Tanıdığım çalışkan ve aynı zamanda başarılı isimlerden birisi. Ekip çalışmasına zordur, böyle durumlarda ekip içi itişmeler yaşanır ama burada hiç birisi yoktu. Harika bir disiplin ve özveri vardı.

 

Emre Soytürk, Emre için ne desem az kalır. Ekibin en ciddi adamlarından birisi. Elinden telefon hiç düşmüyor. Tüm işi birkaç telefonla çözebilen birisi. Üstelik sadece bizimle o anlarda olan işleri değil. Asıl sorumlu olduğu diğer işleri de hallediyor. Ekibin sıfır sorunla çalışması için elinden geleni yapıyor. Bazen sinirli gibi görünüyor ama değil, gülecek gibi oluyor ama gülmüyor. Çözemedim bir türlü farklı bir karakteri var. Ama tam bir ekip adamı.

 

Ekipte o kadar çok başarılı isim var ki bazılarını yazamıyorum. Kızların birine bana bir liste yap dedim bana ulaşanlar bunlar. Ama bizim bir Ahmet Sacu var. Ondan bahsetmezsek büyük haksızlık olur. Ortada fazla görünmez ama Doktorun Nebi ve bazen benim yer aldığım aracı kullanıyor. Bu güne kadar gördüğüm en iyi araç kullanan adam. Araç adeta onun bir parçası gibi. Sanki ruh ikizi olmuşlar. Nereye ne zamanda gidilecekse o zamanda orada oluyor. Birde kafasının içinde galiba navigasyon var. Ahmet’te çözmediğim bir şey var ama neyse.

 

Şelale yeter artık beynimi yedin bir dur hele. Ahmet var bizim Ahmet Topuztaş. Burada biraz durmak lazım. Ahmet Topuztaş değil Ahmet Dokuztaş olması lazım. Adam 9 kişinin yaptığı işi yapıyor. Ona şöyle bir şey demeniz yeterli Ahmet şu işi kim yapar, “Tamam abi bekle” der 5 dakika sonra o iş tamamdır. Başkasına bırakmaz o halletmiş bile. Üstelik bir telefonla. 10 parmağında 10 marifet var diye benzetme yapılır ya. O lafı hak eden bir kişi varsa o’da Ahmet Topuztaş. Tek kişilik bir ekip gibi. Görevi Ahmet’e ver merak etme sen.

 

Bir Mööö ile aramız açıldı. Ekibin atom karıncası, enerji deposu, neşe kaynağı çıtı pıtı bir kız var. Tatlı dilli, güler yüzlü fıstık gibi bir kız. Bu arada bizim Rasim Kuş’un eşiymiş. Aramızda çok iyi hatta ben sana asistan olayım gazeteci olmak istiyorum dedi ama Şelale engelledi. Neyse onun enerjisi herkesi motive ediyor. Tek kusuru ineklerden korkuyor. Şuhut hayvan pazarında arkasından yaklaşıp kulağına Mööö diye seslendim aman Allah’ım kız yerinden zıpladı aklı gidiyordu. Bu yüzden bana 2 gün küstü. Ama yine de o benim canım neşe kaynağımız. Kızın adı İrem Kuş. İrem seni tanıdığıma memnun oldum. Hep böyle kal.

 

Aşk olsun Mazı Bey beni en sona mı bıraktın dersin şimdi. Evet Şelale Günek, seni en sona bıraktım. Şelale’yi çok uzun zamandan beri tanırım. Her zaman neşeli ve güler yüzlü birisidir. Ama o kadar yoğun tempoya rağmen insan hiç yorulmaz mı? Hiç modu düşmez mi?, biraz olsun somurtmaz mı? Yok. Sanki içinde bitmek bilmeyen bir enerji kapsülü var. Yerinde duramıyor, hem kızlara ablalık yapıp onları organize ediyor. Hem doktorun notlarını alıp telefonla diğer işleri organize ediyor, hem birilerinin telefonu alıp onların sorunlarını çözüyor. Tüm bunlara rağmen gelip birde benimle didişiyor. Bazen yorulur gibi oluyorum Şelale’ye bakıyorum yerinde duramıyor dans edecek gibi o anda yorgunluğumu unutuyorum. Hani bazen tek kişilik ordu derler ya işte bizim Şelale’de öyle. Asla bir sınırı yok, aşılmaz, geçilmez, orada olmazsın gibi şeyler onun kitabında yok. Bir bakıyorsun hiç olmaması gereken yerde. İnanılmaz bir özgüveni var. Bak en uzun sana yazdım sonra laf etme.

 

İşte böyle bizim doktorun seçim çalışmasındaki ekip. Doktor Mustafa Enis Arabacı. Bu güne kadar Afyonkarahisar’da tanıdığım en net ve düzgün adam. Hiç yapmacık olmadı, hiç yalan söylemedi, hiç normal hayatta kullanmadığı lafları, sözleri kullanmadı, hiç siyaset yapıyorum diye farklı bir tavra girmedi. Normal hayatında neyse siyasette de öyle oldu. Kendi tavrından, kişiliğinden, markasından taviz vermedi. Hiç siyasette her şey mubahtır demedi. Seçimden sonrada yüz yüze bakacağımız insanlara seçim sırasında farklı davranamam dedi. Siyasete bir kalite, sevgi dili, dostluk getirmeye çalıştı. Kimseyi ötekileştirmeden, birleştirici bir tutum içinde oldu. Yapamayacağı hiçbir sözü vermedi, siyasette fark yaratacağıma inanıyorum dedi. Fark yaratmak istiyordu. Ama siyaset onu anlamadı. Çünkü Türk siyaseti bundan 30 sene önce Mustafa Enis Arabacı gibi adamları kaybetti. O tarz siyasetçi kalmadı. Siyaset haddinden fazla kirlendi. Centilmen ve beyefendi siyaset dönemi bitti. Belki Mustafa Enis Arabacı ile siyaset yeniden, bir ucundan kalite bulaşır, centilmenlik beyefendilik bulaşır diye bir hayale kapıldı. O hayalin peşinden 2 ay boyunca gece gündüz harika bir ekiple çalıştık. Birlikte bir ekip çalışması nasıl yapılırmış, sistem nasıl kurulurmuş gösterdik. Mustafa Enis Arabacı, siyaseti bir şirket nasıl yönetilirse öyle yönetmeye özen gösterdi. Kurduğu ekiple il başkanının, il yönetimin, merkez ilçe ve hatta genel merkezin yapması gerekenleri yapmaya çalıştı. Siyasete girdiği parti eğer bu şehirden bir milletvekili çıkardıysa bunu Mustafa Enis Arabacı’ya borçlular. Ben 30 yıllık meslek hayatımda ilk defa bir adam için seçim çalışmasına katıldım. Siyasette onun gibi adamlar olsun diye, gerçekten ne yaptığını bilen, hayatında, işinde, özel yaşamında, sosyal alanda kendini ispatlamış. Şehrin en önemli işadamı yatırımcı birisiyle birlikte yol yürümekten onur duyuyorum. Sizin ve o ekibin bir parçası olduğum için kendimi şanslı ve özel hissediyorum. Bazen kazanandan daha büyük bir saygıyı hak edersiniz işte siz öyle bir adamsınız. Afyonkarahisar’da herkes biliyor siz ve çalışma mücadeleniz olmasa o partinin şimdi bir milletvekili olmazdı.

 

Ben Ömer Mazi siyasi partiler beni ilgilendirmezler. Her zaman seçim adaylarla kazanılır, benim şehrim benim adayım diyen birisiyim. Partilere değil inandığım, güvendiğim kişilere oy veririm. Onları desteklerim. Daha önce Afyonkarahisar’da DP Genel Başkanı Gültekin Uysal’a 2 kez oy vermiş birisiyim. Benim şehrimden bir partinin genel başkanı varsa ben başkasına oy vermem. Çünkü ona ilk bizim sahip çıkmamız lazım sırf bu yüzden. Doktor Mustafa Enis Arabacı’nın seçim çalışmasında yer alan ekipten birisiydim. İnandığım, güvendiğim ve doğru adam, benim şehrimin en iyi adayı diye birlikte çalıştık. Hayatımın en yorucu ama güzel günlerini yaşadım. Doğru bir adam ve doğru bir ekiple bir masal yaşadık. Biz onurlu bir mücadele ettik. Mustafa Enis Arabacı’nın arkasından kimse bir şey söyleyemiyor. Ama diğerleri?

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.