Ana sayfa Genel Anne olmak!

Anne olmak!

0

Anne olmak: Her sabah sana doğan güneş, her gece yatağının başucunda geceni aydınlatan yıldız olmaktır.

Anne olmak: Bağlanmaktır hayata. Ve korkmaktır, ya bir gün yanında olamazsam, seni koruyamazsam diye.

Anne olmak: Her gün minicik yüreğinin en derinlerine bir tohum ekmek ve her gün o tohumları özenle ve sevgiyle büyütmeye çalışmaktır.
Anne olmak: Küçülen çoraplarını atmaya kıyamamak ve bu çorapları asmaktır evimizin en güzel köşesine…

Seni sevgilerin en büyüğüyle kucağıma aldım. Geceler uzundu, hastalıklar yaman. Sen ağladın mı içime işlerdi sesinin acısı, taaa yüreğimde duyardım.
Küçücüktü ellerin, hele o ayakların. Seni yıkamaya korkardım, giydirirken bir yerini inciteceğim diye ödüm patlardı. Gelen konuklardan sakınırdım seni, kokunu kıskanırdım herkesten. Gelen hediyelere imrenirdim, beyaz, pembe, sarı elbiselere… Ne zaman büyüyecek de giyecek bunları benim güzel kızım derdim dolabına yerleştirirken. Büyüdün, o elbiselerin içine sığacak kadar büyüdün, hatta daha büyüklerini almamı gerektirecek kadar büyüdün.
Sonra kardeşin geldi dünyaya… Ne çok sevdin onu, o kocaman yüreğinle.
Daha kalabalıktı artık yüreğim, tıklım tıklım sevgi dolu. Hastalıklarınızda kahroldum, sevincinizle mutluydum…
En zoru da çalışan anne olmaktı galiba… Sabah sizi bırakırken bir yarımın da evde kaldığını hissederdim. Akşam sevgiyle uçarak koşardım yanınıza.
Oyunlar oynadık birlikte, evcilik, tiyatroculuk… En sevdiğiniz oyun “Pamuk Prensesle Yedi Cüceler” di. Cadı rolünü kabul etmezdi kocaman ve dürüst yürekleriniz. Siz istiyorsunuz diye her gece “Kibritçi Kız “ öyküsünü anlatırdım size bıkmadan usanmadan. O zaman anladım ki annelik sabırmış.
Sizinle birlikte büyüdüm ben de. Kâh ağladık kâh güldük büyüme yolculuğunda. Sizi koruyamayacağımı düşünüp uykularım kaçtı gecelerce.
Zaman ne çabuk geçti bilmem, okullu oluverdiniz. O küçücük elleriniz kalem tutmayı öğrendi. İlkokul, ortaokul, lise derken üniversiteli oluverdiniz. Gurur duydum sizinle. Sen doktor, kardeşin mühendis oluverdi.
Sonra sen anne oldun. İkizlerin oldu, dünyalar tatlısı iki erkek çocuk. Yiğit ve Yağız… Doğum için içeriye aldıklarında, ameliyathanenin önünde beklerken çekeceğin doğum sancıları için endişe, anne olacağın için sevinç doldurdum heybeme.
Bebeklerini kucağına aldığında anne olmanın tatlı gururunu okudum gözlerinde. O küçücük bedenler nasıl da büyüleyiverdi bizi.
Akşamlara kadar izlemeye doyamadık. Aaa ellerine bak anne, ya ayakları, şimdi gözünü açtı, bana bakıyor bak bak… Minicik ağzıyla memene tutunmaya çalışırken ne kadar çaresiz ve savunmasızdı ikisi de…
Küçük bebeğin Yiğit, oluk oluk kustu bir gece… Sezaryenin acısıyla tuvalete kalkamayan sen, meme verirken dik oturamayarak acıyla kıvrana sen;karnın elinde karşımdaydın. Ben şaşkın, hayretler içinde, neden kalktın yavrum, derken:” Çok merak ettim anne.” dedin, çok merak ettim…
İşte o zaman anladım benim küçük kızım değildi karşımdaki, kocaman yürekli bir anneydi. Yavrusunu korumak için her şeyi yapabilecek anne…
Gözlerim yaşardı, gururla baktım gücünü yavrusundan alan sana… İşte dedim “anne olmak” böyle bir şey…

Eğitimci-Yazar
Gülseren Şenyüzlü

gulserensenyuzlu@gmail.com