Ana sayfa AFYONKARAHİSAR Turizmde Somut Adımlar

Turizmde Somut Adımlar

277
0

Tanıyanlar bilir beni; her fırsatta görmediğim, gezmediğim yerlerde alırım soluğu. Fotoğrafa olan merakımla başladı bu durum. Gittiğim yerlerde kendimce konfor ararım, öyle bir sırt çantasıyla, uyku tulumuyla, mat ve çadırla değil. Bulduğum her yerde uyuyamam, mis gibi deterjan kokan bembeyaz çarşaflar isterim, banyosunda tuvaletinde hijyen ararım. Yemek yiyeceğim yeri seçerim, özellikle kadın işletmecilerin olduğu mekanları arar bulurum.

Bir yörenin kültürel yapısını taksi şöförleri, otogarda çalışan personel, sokak satıcıları, toplu taşıma görevlileri, garsonlar ve yöre esnafı belirler. Gittiğim her yerde gezmeye başlamadan önce, çarşının göbeğindeki bir kafeye, çay bahçesine oturur, kendimce insanları izler ve gözlemlerim. Belki kontrol merakımdan, belki bir kadın olduğum için güvende hissetmek içgüdüsü ile yaparım bunu. Yöre ve insanı hakkında fikir sahibi olmadan gezmeye başlayamam hiç.

Gelelim benim şehrime. Termal turizmin merkezi Afyonkarahisar’a. Her yıl binlerce insan geliyor sağlık turizmi için. Özel günlerde, bayram tatillerinde dolup taşıyor tesislerimiz. Bulunduğu lokasyon nedeniyle şehrimizden gelip geçen, tesislerimizde konaklayan milyonlarca insan var. Yeni tanıştığımız insanlarla ilk diyaloglarımızda hemen ‘’nerelisin’’  diye sorulur bilirsiniz. ‘’ Afyon’ luyum’’  dediğim anda en sık duyduğum şey; İkbal tesisleri olur her defasında. Şehrin markası olmuş adeta ve gururlandırır hep beni bu durum.

Öyle çok nimet var ki memleketimizde, bir türlü değerlendiremediğimiz; mutfağımızın zenginliği, hayvancılık, tarım ve seralar, mermer, doğal kaynak suları ve FRiGYA..

Ayazin’de yapılan çalışmalar umut verici. Bu anlamda Sayın Valimizin heyecanı, pratik çözümleri, girişimci ruhunu aynı heyecanla izliyorum. Pandemiden korkuma bir yıldır gidemediğim Frigya’da güzel şeyler oluyor. Restorasyon çalışmaları, açılacak olan restaurantlar, kafeler, butik oteller turizmin ufkunu, yörenin vizyonunu değiştirecek. Çok değil daha bir yıl önce, Şefika teyzenin gözlemesinden başka tek bir lokma bir şey bulamadığın, aç bilaç bütün gün zorluklarla gezdiğin,  tuvalet ihtiyacını bile hiçbir şekilde karşılayamadığın Ayazin büyük bir değişim geçiriyor. Dün yerel basında gördüm, Ayazin’de yaşayan halkımızı alıp Kapadokya’ya götürmüşler, örnek teşkil etsin diye, eğitimler alıyorlar, çalışıyorlar, oldukça etkilendim. Turizmciler artık merak ediyorlar burayı, gelip inceleme yapıyorlar ve yakında turist akımına uğrayacağımız kesin. Ancak çok görev düşüyor bizlere. Köy halkına sorumluluk yüklemekle olmaz, hepimiz çalışmalıyız. Artık birlik beraberlik vakti. Yıllar önce Gaziantep’e gittiğimde taksi şoförünün aracında, şehri tanıtan bir video izletmesi çok şaşırtmıştı beni. Bir tur rehberi nezaketinde anlattı şehrini. Yine bir yıl önce gittiğim Kars’ ta, -40 derecede üşümeyelim diye servis şoförünün bizden 1 saat önce uyanıp, aracı ısıtması, sokakta yürürken; bir seyyar satıcının sıcacık dibek kahve ikram etmesi, Çanakkale Adatepe Köyünde bir umumi tuvaletin duvarlarında asılmış şiirler, sergi salonu gibi tabloları aklımda yer eden, aslında küçücük nüanslar.

Canım hemşerilerim, şöyle düşünmeliyiz. Ben bir yere gittiğimde ne gibi beklentilerim var, beni ne mutlu eder. Nasıl bir konfor isterim ve ayrıldıktan sonra ne düşündüm, tekrarını ister miyim? Buraya bir kez de Ayşe’yle, Fatma’yla gelelim der miyim? Ona göre hazırlanalım, ona göre çalışalım. Yerel yönetimlerin açtığı yolu iyi değerlendirmeliyiz. STK’lara da çok görev düşüyor, iş adamlarına da..Ancak şunu da atlamamak gerekli, geleneksel yapımızı bir kenara bırakıp, evrensel boyutta hizmetler de verebilmeliyiz. Zira yakında, Hristiyan, Musevi vs pek çok misafirimiz olacak. Dolayısıyla yeme, içme konusunda esneklik sağlamamız; gizli saklı yasaklarla örtülü hizmetler sunulmasının önüne geçilmelidir. Kimse bizim inançlarımıza göre yaşamak, yasaklarımıza boyun eğmek zorunda değil.

Hepimiz bireysel olarak yaşadığımız toplumun birer halkasıyız. Birimiz eksilse yarım kalır, başarıdan uzaklaşırız. Herhalde artık şunu öğrenmişizdir, toplumsal menfaatler, bireysel kazançlardan çok daha akla yatkın, zira salgından dolayı ekonomik olarak bitmiş durumdayız.

Gelin birlikte kazanalım…

BİR YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz