Ana sayfa AFYONKARAHİSAR Kolajenin bilinenleri bilinmeyenleri

Kolajenin bilinenleri bilinmeyenleri

174
0

Bağ dokumuzda, eklemlerimizde ve cildimizde bol miktarda bulunan kolajen proteini, yıllar içerisinde, 30’lu yaşlardan itibaren azalmaya başlar. Kolajen üretimine destek verilmediğinde ciltte, kemiklerde, eklemlerde birtakım hasarlar oluşabilir

Kolajen son yılların en çok konuşulan konularından. Bu konuda sizlerin de birçok farklı bilgi duyduğunu ve kafanızın karışmış olabileceğini tahmin ediyorum. İşte, bu sebeple bugün sizlerden kolajenle ilgili en çok gelen soruları birleştirip bir kolajen dosyası hazırlamak istedim.

Kolajen nedir ve vücudumuzda doğal olarak var mıdır?

Evet, kolajen doğduğumuz andan itibaren vücudumuzda üretilen bir çeşit proteindir; yani vücudumuzda doğal olarak sentezlenir. Ciltte, tendonlarda, kıkırdakta, kemiklerin organik matriksinde, ligamentlerde, organlarda ve gözün korneasında önemli miktarlarda bulunan bir proteindir. Deri ve kemiğin ana bileşenidir.

Kolajen vücutta ne işe yarar ve eksikliğinde neler olur?

Kolajen denince akla ilk olarak cilt geliyor. Haksız sayılmazsınız, kolajen cilde esneklik ve sıkılık verir. Tüm bağ dokularımızın uyumu, elastikiyeti ve yenilenmesinde, saç ve tırnakların güçlenmesinde önemli bir yapısal proteindir. Bunların yanı sıra kas ve iskelet sistemi için de oldukça önemlidir.

Dikkat! Kolajen üretimi vücutta yavaşlayabilir

Kolajen her ne kadar doğal olarak vücutta sentezlenen bir protein olsa da bazı etkenler vücutta kolajen sentezinin azalmasına neden olabilir. Örneğin, yaş ilerledikçe vücudumuzda olan üretimi yavaşlar. Modern yaşam tarzı, yüksek şeker tüketimi, yüksek oranda güneşe maruz kalma, sigara içmek, aşırı alkol tüketimi, günlük alınması gereken C vitaminine dikkat etmeme, kirli hava, yoğun spor aktivitesi, uyku düzensizliği vücudumuzun kolajen depolarının azalmasına yol açar. İşte, bütün bunlara bağlı olarak bağ dokumuzda, eklemlerimizde ve cildimizde bol miktarda bulunan kolajen proteini, yıllar içerisinde azalmaya ve yapısal bütünlüğünü kaybetmeye başlar. 30’lu yaşlarda başlayan bu azalmaya bağlı olarak da kolajen üretimine destek verilmediğinde ciltte, kemiklerde, eklemlerde birtakım hasarlar oluşabilir. Bu hasarlar sonucu hedef dokuya yönelik birtakım istenmeyen ve yaşlanma dediğimiz durumlar ortaya çıkar.

Hangi kolajen tercih edilmeli?

Vücudumuzda farklı tiplerde kolajenler vardır. Vücudumuzdaki kolajenlerin yaklaşık olarak yüzde 80-90’ı tip 1, tip 2 ve tip 3 kolajendir. Cildimizin yüzde 75’ini kolajen tip 1 ve tip 3 oluşturuyor. Eğer kolajeni cildinize destek için kullanacaksanız tip 1 kolajen tercih etmenizi öneririm. Kolajeni saç ve tırnaklarınızı desteklemek için kullanacaksanız tip 1 kolajeni tercih etmelisiniz. Kolajenitendonlarınızı yani kasların kemiğe tutunduğu yapıları desteklemek için kullanacaksanız tip 1 kolajen tercih etmelisiniz. Eklem kıkırdaklarını oluşturan kolajenin yüzde 70’i tip 2 kolajenden oluşuyor. Eklem kıkırdaklarına destek için tip 2 kolajeni tercih etmek çok daha değerli. Osteoporoz, osteoartrit gibi rahatsızlıklarda kemiklerinize destek olmak için tip 1 kolajen tercih etmelisiniz. Tip 3 kolajen; gastrointestinal sistem, vasküler sistem ve deride bulunur.

Kolajen takviyesi alırken nelere dikkat etmeli?

İçeriğinde kullanılan ham maddenin kaliteli ve güvenilir kaynaklardan elde edilmiş olmasına dikkat etmek önemli. Kolajen içeriğine ek olarak C vitamini, hyaluronik asit, selenyum, biotin içeren ürünler kolajenin etkinliğini artıracaktır. Kolajenin faydasını daha da yükseltmek için glutatyon, koenzim (Q10) ve R-alfa lipoik asit kombinasyonlukolajen takviyelerini tercih edebilirsiniz.

Ne kadar kullanmalıyız?

Kullandığınız kolajenin miktarı yaşınıza ve cilt yapınıza göre değişir. Günlük uygun dozajı hidrolize ya da peptitkolajenleri günde en az 5-5.5 gram şeklinde alınmalıdır. Daha ileri yaşlarda günlük kullanım dozu 10 gram olacak şekilde düşünebilirsiniz. Aldığımız kolajen takviyelerinin vücut tarafından emilebilmesi ve biyolojik yararlanımın sağlanabilmesi için, moleküler ağırlığı 2000 dalton (DD) civarında olan düşük molekül ağırlıklı kolajenler tercih edilmelidir. Molekül ağırlığı çok yüksek olan kolajenlerin emilimi yetersiz, faydaları da sınırlı kalır.

Ne kadar süre kullanılmalı?

Kolajen takviyeleri genelde 30’lu yaşlardan sonra öneriliyor. 30-40 yaş arası yılda 1 defa 3 aylık kür, 40-50 yaş arasında yılda 2 defa 3’er aylık kürler, 50 yaş üzerinde yılda 3 defa 3 aylık kürler şeklinde kullanabilirsiniz. Özellikle 40’lı yaşlardan sonra günlük 10 gram kolajenpeptit dozajı alınabilir.

BİR YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz