Ana sayfa RÖPORTAJ Zehra Kutlu

Zehra Kutlu

0

Hoş bir kadın Zehra Kutlu, Kendinden emin, alımlı… İlk bakışta güçlü bir kadın diyorsunuz içinizden, ciddi, otoriter…

Konuşamaya başladığındaysa düşünceleriniz değişmeye başlıyor. Pamuk gibi bir ses tonu, yumuşak, sevgi dolu… Oturduğunuz koltukta rahatlıyorsunuz ve yüzünüze yapışan gülümsemeyle büyülenmiş gibi dinlemeye başlıyorsunuz.
Konuksever, sohbete başlamadan ne alırsınız diyor, Türk kahvesi istiyoruz, sade, bize ayak uyduruyor, o da aynısından deyiveriyor.
Kanatlı Alışveriş Merkezinin Genel Müdürü… Hem güçlü hem yumuşak, bu iki zıt gücü ne güzel birleştirmiş kendinde ve bu noktadan sonra hayranlığım daha da artıveriyor.
Evli ve iki çocuk annesi, sevgi dolu…
Hayatı keyifle yaşamaya çalışıyor.
“Farkındalığımı fark ettim ,diyor yıllar sonra ve gülümsüyor. Ben de hemen bir lakap takıyorum kendisine:” Farkındalığını Fark Eden Kadın”
Hep başkaları için yaşadım herkes gibi, yıllar sonra kendimin farkına vardım. Kendimi sorgulamaya başladım.
Kendimi öğrenmeyi öğretmemişler bana. Ben başkaları için yaşamaya kodlanmışım. Kendimi sevmeye çalıştım önce ve kendimi ne kadar ihmal ettiğimi fark ettim.
“İyi bir anne miyim, ben kendimi nasıl görüyorum.” Yıllarca başkalarının gözünden bakmışım kendime, herkes gibi. Bundan sonra böyle devem etmeyecektim. Ve başladım kendimi sorgulamaya. İçimde büyümeyen bir çocuk olduğunu gördüm. O çocuk sevgi dolu, fedakar; ama yoruldu fedakarlıktan.
“Ben kimim,
Kendimi nasıl görüyorum,
Nelerden hoşlanıyorum.” Bu soruları sordum kendime. Kendimi sevmeyi öğrenmekle başladım işe; etrafımdakiler şaşırdı önce… Sonra herkes şunu fark etti. Ben mutlu oldukça, daha pozitif bakıyorum hayata ve bu mutluluk onlara da bulaşıyor.
Sizi hep şık gördük her yerde deyiveriyorum beyaz ipek buluz ve lacivert pantolon takıma hayranlıkla bakarak, konu hemen nasıl giyinirsinize geliyor.
Takım elbiseyi çok seviyorum, diye söze başlıyor. Hem dişi hem ciddi hem saygın gösteriyor kadını. Doğallığı seviyorum giysi seçerken ve tabii bunu tamamlayan saç ve yüz makyajında da öyle. Saçımda da genellikle doğal görünen modelleri tercih ediyorum.
Ben elbiseyi de çok severim, hatta kırmızı giymeyi de. İnsanın bir tarzı olmalı diye düşünenlerdenim. Benim de tarzım biraz kadınsı, biraz ciddi, biraz saygın karışımı.
İş yaşamındaki Zehra Hanım nasıl biri?
İş yaşamının hem zor hem de zevkli yanları olduğundan söz etti.
Kutlu:” Yöneticiliği yaşayarak öğrendim, bugün başarılı bir kadınsam bunu çevremdeki insanlara sevgiyle bakmayı öğrendiğim içindir .” diyerek farkındalığının her geçen gün arttığını belirtti.
İyi bir yönetici nasıl olmalı bu konuda kitap yazacak, benden sonra gelecek yöneticilere yol gösterecek kadar iyi öğrendim.
” Birlikte çalıştığım kişileri sabırla dinlemeyi öğrendim, onları çözümün parçası yaparak kendini bulunduğu yere ait hissetmelerinin önemini. Kriz anında önce çözümü onlardan beklemeyi ve beyin fırtınası sonunda kendilerini değerli hissettirmeyi… Bütün bunlar birlikte başarıyı getiriyor.
Yönetici stres anında ne kadar gerilirse gerilsin sakin kalmayı başarabilmeli. Bu konudaki başarımı da kişisel gelişim konusuyla ilgilenmeme borçluyum.” diyor Zehra Kutlu.
Zehra Kutlu Aile Yaşamında ve İlişkilerinde Nasıl Biri?
Aile yaşamımda sevilmeyi, paylaşmayı ve huzuru seven biriyim. Aile içinde aileden herhangi biri huzuru kaçıran bir durum ya da anlamsız eleştirel yaklaşımda bulunduğunda; istemsiz bir şekilde ya kabuğuma çekilir ya da strese girer ve istemsiz bir şekilde karşımdaki kişiyi incitirim. Bu durumu kendimi eğitmeye çalışarak yavaş yavaş değiştirmeyi öğreniyorum.
Çocuklarıma gelince; her anne ve baba gibi ben de kızımla ve oğlumla gurur duyuyorum. Eşimle ilişkime gelince ise; iyi bir insan olduğunu yeni yeni fark ediyorum. Neden mi? Yaşamımda bir süre öncesine kadar önceliğimde çocuklar ve işimi varmış. Hayat önceliğime kendimi almayı yeni öğreniyorum. Buna bağlı olarak iç huzurum ve hayata bakış açım yeni yeni değişmeye başladı ve eşimin iyi bir insan olduğunu en azında iyi olmak için çaba sarf ettiğini görmeye başladım.
Aile dediğimizde anne ve baba öncelikle birbirine ve aile bireylerinin bakış açılarına saygılı olmak zorunda. Bu saygı ile birlikte sevgi dolu ve hata yaptığımızda hoş görülü yaklaşımımız çok önemli.
Eskiden başaramadığım bir durum olan; her an huzurlu ve mutlu olmayı artık öğrenmeye çabalıyorum. Her an mutlu ve huzurlu olmayı seçmeye ve uygulamaya çalışmam o kadar önemli bir şeymiş ki bunu mutlaka paylaşmak istiyorum; eşim eve geldiğinde dikkat ettiğim en önemli şey ne yaşarsam yaşayayım onu tebessümle karşılamaya çalışıyorum. Özellikle yaşamımda ki değerini ifade edebilmek için sevgi ve huzur içeren bir göz teması kurmaya özen gösteriyorum.
Eşim evin huzurunu ve o sevgiyi aldıktan sonra eğer varsa bir problem ya da öfkem doğru bir zamanda mutlaka dile getiririm. O problemin üstünü toprak atarak örtmek yerine, mutlaka çözüm ararım. Bu sadece eşim için değil yaşamımda değerli olan her insan için yaparım. Eğer kişi sorunu anlamak istemiyor ve sorunu devam ettirmek için ısrar ediyor ise o kişi ile bir süre görüşmem, eğer görüşürsem ona ve kendime kötülük yaparım. Neden görüşmem? Birbirimizi daha fazla incitmemek ve zarar vermemek için. Bu davranışı İlişkide ki yaşanan soruna, kişinin farkındalığını açmak ve sorunu fark edip çözmesini sağlamak için yaparım. Çözemiyor ise benim yaşamımda yer alamaz, çünkü hem onun adına hem kendi adıma sağlıklı ve huzurlu bir iletişim içinde olmamız imkânsızlaşmıştır. İlişkide GÜVEN yitirilmiş ve sağlıksız bir hale gelmiştir. Böyle bir birlikteliği ne kendime ne de o kişiye yaşatmak istemem… Neden mi? Çünkü hayat ufak şeylere takılmayacak kadar değerli ve ömür göz açıp kapayıncaya kadar kısa, bu nedenle her birey hayatı kendi adına anlamlı ve kıymetli yaşamalı diye düşünüyorum.
Sevgi paylaştıkça güzel, paylaşmıyorsak o kişi ile mutluluğumuz ve huzurumuz için AYRILMALIYIZ… Hayat karşılıklı anlaşabildiğiniz ölçüde değerli ve güzeldir! Ortaya çıkartabilirsek her insanın özünde sonsuz SEVGİ barındırır…

Yöneticilikte başarılı olmayı nasıl öğrendiniz?
Ben sevgi dolu ve sonsuz hoşgörülü biriydim yöneticiliğe ilk başladığımda. Her şeye” olur” dememeyi yaşayarak öğrendim. Kural koyamadığım için stresli ve hırçın davranışlar sergiliyordum. Benim için en zor olanı yani “ kuralları sevmeyi “ öğrendim. Sevgi, saygı dilini kullanmayı öğrendim.
Yöneticilerin mobbingi en çok uygulayanlar olduğu istatistikî bilgilerde var, siz için ne diyebiliriz bu konuda?
Kural koymayı öğrenmeden önce uygulamışımdır mutlaka. Doğru çalışan seçmediğinizde uyarılarınız, ses tonunuz mobbing olarak adlandırılıyor. Kuralları uyguladığınızda bu ortadan kalkıyor.
Ne olursa olsun o kişiyi harcamama, onu işsiz bırakmama zihniyetiyle yetiştik. Kural koyduğunuzda ise doğru çalışanla çalışıyorsunuz. Ve kurallar olunca beden dilinizi yanlış kullanmak zorunda kalmıyorsunuz.
Genç yöneticilere “tecrübe”nin çok önemli olduğunu söyleyebilirim. Yöneticilikte en önemli şey ekibinizle kurduğunuz sağlıklı iletişim. Onları dinlemek, eğer sorun varsa soruna sorunla değil çözüm odaklı yaklaşmayı öğrendim. Sorunun kaynağını ne yaparsak çözebilirim diye düşünür, ekibimi dinler, “biz ruhu “yla hareket etmeye çalışırım.
“Her şeyi ben bilirim, demiyorum asla… Ve “Ortak Akıl” kullanmayı öğrendikten sonra ekibin sorumluluk aldığını, severek çalıştığını gözlemledim.
Kriz yönetiminde yeterli olmadığım bir konu ise (teknik ve elektriksel arıza gibi durumlarda)oturur üç dakika nefes alır, sonra yardım alabileceğim ekibimize ulaşıp onlardan destek almanın
koşuşturmadan daha önemli olduğunu öğrendim. Her -olaya ve duruma -tek başıma yetişmeye çalışmanın anlamsız ve ciddi stres yaşamamıza neden olduğunu öğrendim.”
Sosyal sorumluluk projelerine destek veriyorsunuz?
Çocukluğumda ailemden aldığım kültürle uyguladığım imece yolu ile yardımlaşmanın aslında sosyal yardımlaşma projesi olduğunu öğrendim.
Önemli günlerde alışveriş merkezinde stand açmaları için sivil toplum örgütlerine yardımcı oluyoruz. Bu önemli günlerde, bizden destek istenmesi yeterli…
Alışveriş Merkezimizin“ Yan sokağı ile ilgili hayalimi Tepebaşı Belediye Başkanımız Ahmet Ataç’ a açtığımda; başkanımızın bu kadar hızlı projeyi gerçekleştirmesini asla beklemiyordum. Ve bugünkü hale geleceğini ben de düşünememiştim. Bugün “ Hanımeli Sokak” bizim gururumuz. Kadınlar bizim baş tacımız.
Çocuklara da değer veriyorsunuz?
Çocuklar bizim geleceğimiz, her çocuk sinemaya gidemiyor, her çocuk dışarıda yemek yiyemiyor. Kırsal kesimde yaşayan ve çoğu hiç sinemaya gitmemiş. Çocuklara belli günlerde sinema izletmek, bowling oynatmak ve bazen BurgerKing’de yemek yedirmek bizim için çok keyifli.
Ekip olarak bu tür çalışmaları yani sosyal yardımlaşma projelerini çok seviyoruz; ancak desteklerimizi kuralar doğrultusunda gerçekleştirebiliyoruz…
Ve bizi de sevgiyle uğurladı “ farklılığını fark eden kadın…”