Ana sayfa RÖPORTAJ Tuttuğunu koparan bir kadın; Nazan Erşahin

Tuttuğunu koparan bir kadın; Nazan Erşahin

12
0

Onun sakin, usul usul konuşuşuna bakıp aldanmayın sakın; o kartal gibi güçlü, çalışkan, tuttuğunu koparan bir kadın. En çok da benin arkadaşım… Ve ben onu her haliyle çok seviyorum. Röportaj: Gülseren Şenyüzlü

Nazan Erşahin kimdir?
Eskişehir’de doğdum. İlkokul, ortaokul ve liseyi Eskişehir’de okudum. Ardından, Ankara’da, Gazi Üniversitesi Elektrik/Elektronik Mühendisliği bölümünü bitirdim. Üniversiteyi bitirdikten yaklaşık 1 ay sonra kendisi de elektrik mühendisi olan Muzaffer Erşahin ile evlendim. Evliliğimin ilk iki yılında Duygu ve Hande isimli iki kız sahibi oldum. İkinci kızım 6 aylıkken Eskişehir Hava İkmal Bakım Merkezi’nde Uçak Elektrik Mühendisi olarak çalışmaya başladım. Uçak elektrik sistem geliştirme ve arıza giderme konularında çalıştığım Hava İkmal’ den 2006 yılında emekli oldum. Bu arada 2005 yılında üçüncü kız çocuğum, Zeynep’ çiğim doğdu. Hava İkmal sonrasında bir yapı denetim firmasında elektrik proje ve uygulama denetçisi olarak göreve başladım. Aynı zamanda gayrimenkul değerleme yapmaya ve Anadolu Üniversitesi Havacılık Ve Uzay Bilimleri Fakültesi Uçak Elektrik Ve Elektroniği 4. sınıf öğrencileri için, güz döneminde, seçmeli bir ders olan Uçak Elektrik Bakım Onarımı dersini vermeye de başladım. Bu dönemde Cumhuriyet Halk Partisinde parti çalışmalarına da katıldım. 2014 yılında Eskişehir Tepebaşı Belediyesi Meclis Üyesi oldum. Bu arada büyük kızım evlendi ve Alper adlı bir oğul sahibi oldum. 2017 yılı Mart ayında İrem isimli bir torunum oldu.
Şu anda Tepebaşı Belediyesi’nde meclis üyeliğim, bir yapı denetim firmasında Proje ve Uygulama denetçiliğim, güz döneminde üniversite öğretmenliğim, Eskişehir Adliyesi’nde Elektrik Mühendisliği bilirkişiliğim ve 2017 Eylül ayında başladığım Açık Öğretim Fakültesi Sosyoloji bölümü öğrenciliğim devam ediyor.
Görevlerim arasında vaktimin çoğunu Eskişehir Tepebaşı Belediyesi Meclis Üyeliğim için harcıyorum. Bölgede yaşayan insanlar ve belediye arasında bir bağlantı olmak, elimden geldiğince sorunlarının çözümü için uğraşmak, sonunda sorunu çözebiliyorsam mutlu olduklarını görmek beni de mutlu ediyor. Tabii ki bu çalışmaları yaparken Ahmet Ataç gibi bir Belediye Başkanı ile çalışmak bana güç veriyor.
Nazan Hanım nasıl bir anne?
Doğal görevim anneliğe gelince. Aslında görev dememeliyiz belki de. Çünkü bir kadın için annelik, görüntüsü ve ruhunun, daha doğrusu varlığının içinde bir kavram bence. Ben önce anneyim. Dünyanın en güzel duygusu olan annelik, benim içimde üç tane. Üç kızımı da çok seviyorum. Onlar için doğduklarından beri yapabildiğim, onları fizyolojik ihtiyaçları, sevgi, öğretim ve eğitim ile beslemek oldu. Büyük kızım Duygu’cuğum, Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünü bitirdi ve Ankara’da Havelsan A.Ş. de çalışıyor. Ortanca kızım Hande’m bir ressam. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümü mezunu. Aynı zamanda pedagojikformasyon aldı, yüksek lisans yapıyor ve Açık Öğretim Fakültesi öğrencisi. Hande, Çağdaş Cam Sanatları Müzesinde müze sorumlusu.Küçüğüm, Zeynep’im 12 yaşında ve 7. Sınıf öğrencisi.Üçü de benim için, mükemmel çocuklar. Tabii ki bir de oğlum olduğunu söylemiştim. Duygu kızımın eşi olan Alper oğlum Elektrik-Elektronik Mühendisi, yani meslektaşız. O da efendi, çalışkan ve çok saygılı bir çocuk. Çocuklarım ile gurur duyuyorum. Geldi sıra torunuma. Büyük olanları kalbimin bir kenarına koyarsak, diğer yanı da Zeynep’im ve torunum İrem’e ait. Dileğim tüm çocuklarımızın güzel günler görmesi.
Eşinizle iyi geçinir misiniz yoksa arada tartışmalar olur mu?
Eşim dünyanın en iyi insanlarından biridir diyebilirim. Yumuşacık bir yüreği vardır. Evliliğimizin başından beri beni hiçbir şekilde, hiçbir şey için kısıtlamamış, aksine yüreklendirmiştir sürekli. Biraz özgür ruhludur. Beni tek yoran tarafı budur. Çocuklarımız konusunda da, bazen zorlansak da, ortak kararlılıkla davranabiliyoruz. Ben daha disiplinliyim. Başarılı olabilmeleri için çocuklarda da bir düzen-disiplin olayının olması gerektiğini düşündüğüm için, öyle yetiştirmeye çalışıyorum. Eee özgür bir insan olan Muzaffer’ciğim ile çocuklarımızı düzenli ve disiplinli yetiştirmeye çalışırken çatıştığımız konular da olmuyor diyemem doğrusu.
Aileniz ve siz…
Üç kardeşiz ve ben en büyüğüm. Ben 10 yaşındayken babam Hollanda’ya işçi olarak gitti. Belki o yüzden, belki de yapım öyle olduğu için aile içinde tam bir ablayım. Ailede ancak herkes mutluysa ben de mutlu olabiliyorum. Ben, kardeşlerim, annem ve babam arasında böyle bir bağ var; birbirimizi çok önemseriz.

Hobileriniz nelerdir?
Elişi yapmayı, kitap okumayı, mutfakta yemek ve pasta-börek yapmayı, resim yapmayı çok severim. Son zamanlarda çok yoğun olduğum için hobilerime çok vakit ayıramasam da önümüzdeki zamanlarda hâlâ her biri için zaman yaratmak istiyorum.
Bütün işlerim, evim, anneliğim, ablalığım arasında arkadaşlarımla da vakit geçirmek beni çok mutlu ediyor. Sürekli görüştüğüm birkaç grubum var. Onlarla da paylaştığım öyle çok şey var ki…
Ailem, evim, çocuklarım, torunum ve arkadaşlarım iyi ki varlar. Onların arasında bir yerim olduğu için çok mutluyum. Onlar ile beraber yapamayacağım bir şey yok diye düşünüyorum.