Ana sayfa AFYONKARAHİSAR Selanik Yoğurtçusu

Selanik Yoğurtçusu

261
0

Bugün hazır bir yazıyı yayınlamak istiyorum. 5 yıl önce elime geçmişti. Bize ait bir ürünün nasıl başkaları tarafından bir dünya markası haline geldiğinin ibretlik öyküsü. Sonra Afyonkarahisar’ın Ulusal marka olacak o kadar çok ürünü varken neden hala yerinde saydığını anlamadığım için bu yazının yayınlanmasını istedim.

Buyurun bizim yoğurdun başkalarının elinde nasıl dünya markası olduğunu okumaya.
1900’lerin basında Yüz bin Musevi’nin yasadığı Selanik’te Karasu’lar önde gelen ailelerden biriydi. Izak Karasu tıp örgenimi yaparak bir muayenehane açtı. Evlendi, bir oğlu ve iki kızı dünyaya geldi. Balkan savaşlarında Selanik Yunanistan tarafından işğal edilince, Musevi’lerin çoğu Avrupa yollarına düştü. Kalanları yıllar sonra Alman’lar toplama kamplarına gönderdi. Izak Karasu, ailesiyle birlikte İspanya’ya göç etti. 420 yıl sonra, kovuldukları topraklara geri dönüyorlardı. İspanya 1492’de Museviler’i topluca sürmüş ama vatandaşlıktan çıkarmamıştı.

Karasu ailesi 1912 yılında Barselona’ya yerleşti. Önce adını Latin alfabesine uyarladı. Izak Karasu Isaac Carasso oldu. Sonra bir muayenehane açtı. Çok az hastası vardı, geçinmek için zeytinyağı ticaretine girişti. Birinci Dünya Savaşından sonra Avrupa’daki yoksulluk döneminden İspanya da nasibini aldı. O günlerde Barselona’da çocuklar arasında salgın bağırsak hastalığı patlak verdi. Gözleri yaşlı ana babalar kucaklarında bir deri bir kemiğe dönmüş yavrularıyla doktorlara başvurup “Kurtar çocuğumuzu” diye yalvarıyorlardı. Ama doktorların elinden pek bir şey gelmiyordu. Carasso gözünün önünde ölüp giden çocukların acısıyla uykusunun kaçtığı gecelerin birinde, bir ses yankılandı belleğinde. “Yoğurtçu geldi. Kaymaklı yoğurtlarım var. “İrkildi. Selanik’te gün aşırı evlerine bir tepsi kaymaklı yoğurt bırakan Türk satıcının sesiydi bu. Ve “Eureka” çığlıklarıyla hamamdan dışarı kosan Arşimet gibi yataktan fırladı. Selanik’te bağırsak hastalıklarının tedavisinde yoğurt kullanıldığını anımsamıştı. Günde üç öğün birer kase yoğurt yediriyorlardı hastaya ve birkaç günde sağlığına kavuşuyordu. Hemen ertesi gün, evinin bodrumunu mandıra haline getirdi ve yoğurt imalatına girişti.

Yıl 1919. Avrupa’da yoğurt bilinmiyordu. 1500’lerin ortalarına doğru Kanuni Sultan Süleyman bağırsak enfeksiyonuna yakalanan Fransa Kralı I.François’ya bir yoğurtçu göndermişti. Kral iyileşince yoğurtçu sırlarıyla birlikte İstanbul’a dönmüştü. Isaac Carasso, ürettiği şeyin doğuda yaygın bir gıda maddesi olduğunu anlatmak yerine, ilaç olarak eczanelerde satmaya başladı. Hastalarda etkisi çok çabuk görüldü. Paris’teki Pasteur Enstitüsü’nden fermante edilmiş laktik getirterek pastörize yoğurt haline getirdi ve yoğurdun ömrünü uzatmayı başardı. İlaç tutulunca, sıra ilaca patent almaya gelmişti. Onun için de bir ad koyması gerekiyordu. Neden oğlunun adi olmasın? Yani minik Daniel’in?    Barselona’nın yaygın dili Katalanca’da küçük Daniel’in ya da Danielcik’in karşılığı “Danon” idi. Ancak bu özel ad olduğundan marka namıyla tescil edemeyeceği için sonuna bir “e” ekledi.   Hoş geldin “Danone” yoğurtları! Yoğurtçuluk çok kısa sürede Isaac’in asıl mesleği haline gelince oğlu Daniel’i Fransa’ya eğitime gönderdi. Önce Marsilya’da ticaret lisesinde okuttu. Ardından Paris’te Pasteur Enstitüsü’nde bakteriyoloji stajı yaptırdı.

Daniel öğreniminden sonra Fransa’da kaldı, çünkü babası, Isaac Carasso dünyadan göçmüştü. 6 Şubat 1929’da, Paris’te 18’inci bölgedeki bir dükkanda “Danone Yoğurtları Paris şirketi” kapılarını açtı. Onu 1932’de Levallois-Perret’te ilk fabrika izledi. Danone imparatorluğu iste böyle doğdu. Bugün bu imparatorluk beş kıtada at koşturuyor. Cirosu 15 milyar euro’nun üstünde. 100 bin kişi çalıştırıyor. Sütlü ürünlerde dünya birincisi, 18 ülkede (Türkiye dahil) 48 fabrikası var. Şise suyunda dünya ikincisi, 13 ülkede (Türkiye dahil) 97 fabrikası var. Bisküvi ve tahilli kahvaltı ürünlerinde dünya ikincisi, 21 ülkede 53 fabrikası var. İmparatorluğa babasının sayesinde adi verilen Daniel Carasso 104 yaşında Barselona’da hayatını kaybetti. Uzun yaşamasının sırrı mı? Herhalde  söylemeye gerek yok, her gün birkaç kase yoğurt! Ve Daniel’in kulaklarında, babasının anlattığı Selanikli Türk yoğurtçunun evlerinin kapısını çalarken seslenişi yankılanıyordu, “Yoğurtçu geldi. Kaymaklı yoğurtlarım var” Tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin fakat bazıları için sen bir dünyasın.

İşte basit bir fırsatı dünya markasına dönüştürme hikayesi. Son günlerde bakıyorum basında Şahin sucuklarının nasıl bir ulusal markaya dönüştüğünü izleyip bizim ürünleri düşünüyorum marka nasıl olunur, marka olmak için vizyon gerekli, ekip gerekli, bilgi tecrübe ve hedef gerekli neyse başka bir marka hikayesinde görüşmek üzere. Kral Midas 8 Şubat 2011

BİR YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz