Ana sayfa AFYONKARAHİSAR ŞEHİT’İN ARDINDAN 4 FOTOĞRAF

ŞEHİT’İN ARDINDAN 4 FOTOĞRAF

27
0

Yine bir şehit cenazesindeyim. Sandıklı’da, Diyarbakır’da çatışmada vurulan önce şehit haberi, arkasından bir mucize gerçekleşiyor doktorlar kalbini çalıştırıp yeniden hayata bağlıyorlar Astsubay Ahmet Yumak’ı, helikopterle Ankara GATA’ya sevk ediliyor. İki gün süren yaşam mücadelesi önceki akşam 23.30’da tükeniyor. Acı haber Sandıklı’daki baba evine gece yarısından sonra geliyor saatler 02.30. Baba Hasan Yumak, daha telefon çalar çalmaz kötü bir şeylerin olduğunu anlıyor. O saatte çalan telefon hayra alamet olamaz. Sonrası dün sabahtan beri Afyonhaber olarak gelişmeleri anında sizlerle paylaştık. Ancak geride kalan birkaç detayı sizinle patlaşmak istiyorum. Sizinle 4 fotoğrafı paylaşmak istiyorum. Haberlerin içinde fazla yer bulamayan birçok detay vardı. Ancak dört fotoğraf beni çok etkiledi. Bu güne kadar 30’dan fazla şehit cenazesinde yer alan bir gazeteci olarak bu fotoğrafı sizler için yorumlamak istiyorum.

Bir asker

Şehit Astsubay Ahmet Yumak cenazesi tören için Sandıklı Ulu cami bahçesinde. Başında dönüşümlü nöbet tutan sekiz asker var. İşte o askerlerden biri. Aslında biri değil sekizinin de gözleri aynı. Hiç tanımadıkları, kendilerinden binlerce kilometre uzakta olan bir çatışmada şehit olan bir astsubay’ın cenazesi başında nöbet tutarken içinden neler geçiyor bilemem. Ancak kan çanağına dönmüş gözleri çok şey anlatıyor. Belli ki içi yanıyor. Yangın gözlerinden dışarı fışkırıyor. Elinden gelse ejderha gibi uçup terörün tepesine binecek. İçindeki yangını eli silahlı kalleş terör örgütünün üzerine kusacak. Önüne çıkanı parça pinçik edecek. Pimi çekilmiş patlamaya hazır el bombası gibi.

Bir arkadaş

Dün yüzlerce göze baktım. Bakışlar çok şey anlatır. Ağızlar yalan söyler ama gözler asla yalan söylemez. Cenaze töreni öncesi Şehit Astsubay Ahmet Yumak’ın ailesi için bir yer ayrılmış. Baba, amca, dayı oturuyor. Sonra onların yanına 30’lu yaşlarda biri geliyor. Aile ile tanıştırılıyor. Öğreniyorum ki, bu kişi Astsubay Ahmet Yumak ile aynı göreve çıkan silah arkadaşı. Pusuya birlikte düşmüşler, birlikte mücadele vermişler. Ahmet Yumak’ın vurulduğunu ilk o görmüş, ilk o müdahale etmiş. Akan kanlarını ilk o silmiş. Dün bayrağa sarılı şehit Astsubay’ın cenazesine binlerce göz bakıyordu. Ama hiç biri Ahmet astsubayın silah arkadaşının bakışları gibi değildi. Onun bakışları son kahvaltıda ne konuştukları, birlikte göreve çıktıkları, birlikte çatıştıkları, arkadaşın, candaşının vurulmasını, onun kanlarını silerken söyledikleri, orada bende olabilirdim, neden beni yalnız bıraktın der gibi ruhu bir orda bir buradaydı. Kim onun kadar bu anı anlatabilir ki?

Bir baba

Onun için ne söylene bilir ki. Sandıklılı Hasan Yumak. 30 yaşındaki oğlunun önce şehit haberi geliyor, acıların en büyüğünü yaşıyor. 3 gün önce. Sonra bir haber daha müjde, bir mucize oldu Oğlun hayata döndü. Şehit evi bayram evine dönüyor. Dualar ediliyor, Allah’ım ne olur oğlumu yaşat istersen benim canımı al. Dualar Ahmet Yumak’ı iki gün hayatta tutuyor. Önceki gece 23.30’da yaşam mücadelesi bitiyor. Acı haber Sandıklılı Hasan Yumak’a 02.30’da geliyor. Bir baba için bundan daha büyük bir acı olur mu? Ama o baba dün dimdik ayaktaydı. Başı her zamankinden daha yukarda, her zamankinden daha gururlu, her zamankinden daha kararlı. İçi kan ağlasa da eğmedi başını. Gözleri uykusuz ve yorgundu. Ama sürekli oğlunun, Ahmet’inin şehidin üzerindeydi. Bir an olsun gözleri oğlunun üzerinden ayırmadı.

Bir eş

Altı yıllık hayat arkadaşı, kızının babası, o şimdi al bayrağa sarılı ona son kez dokunmak için güçlükle bayan bir astsubay ve bir akrabanın yardımı ile geldi Hanife Yumak. Eşinin Al bayrağa sarılı tabutuna yaklaştığında “Beni bırakın” dedi iki ellerini namaza duru gibi açarak eşinin tabutuna secde etti. “Merak Ahmet’im kızın bana emanet. Gözün arkada kalmasın ben ona senin nasıl bir kahraman olduğunu anlatırım. Mekanın cennet olsun. Bu kalp seni nasıl unutur, ben sana daha doyamadım, kızım daha sana doyamamıştı. Merak etme yiğidim kızın bana emanet. Mekanın cennet olsun” diye bildi. Ağlamadan, başı dik, gururla gelmişti Ahmet’inin yanına ama gözyaşları ile ayrıldı.

Acını tarifi var mıdır?. Elbette herkes acıyı farklı yaşar. Ama dün o kişinin yerinde olmak istemezdim. O dört kişinin gözleri farklıydı. O anları sizinle paylaşmak istedim.  26 Ağustos 2011

BİR YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz