Ana sayfa RÖPORTAJ Kaptanlık ve deniz üzerine; Benhür Tokyürek

Kaptanlık ve deniz üzerine; Benhür Tokyürek

99
0

Kendinizi tanıtır mısınız?
1968 Ankara doğumluyum. İlkokul, lise, üniversite bütün öğrenim hayatım Ankara’da geçti. Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği bölümü mezunuyum. Master için Viyana Teknik Üniversitesi’ne gittim. 5 yıl Avusturya’da yaşadım. Daha sonra ticaret hayatına başladım. Azerbaycan, İran, Afganistan gibi yerlerde iş yerleri açtım. Türkiye’ye döndükten sonra da bu bölgelere ihracat yapmaya devam ettim. Şu an amatör olarak başlayıp profesyonel hale geldiğim denizcilik konusunda eğitimler veriyorum.
Süreç nasıl gelişti. Bu işi yapmaya nasıl karar verdiniz?
Denizcilikle amatör olarak ilgilenmeye başladım ve kursa gittim. Kursta diğer kursiyerlere göre daha hevesli olduğum ortaya çıktı. İşimin yanında hobi olarak devam ettim. Daha sonra denizde eşimle tanıştık. O denizciliği ilerleterek meslek haline getirmişti. Ankara’nın en eski kulüplerinden birinde gönüllü eğitmenlik yapıyordu. Benim de iyi bir hoca olacağımı düşündü. Beni de eğitim kadrosuna aldı. İlerleyen dönemde kendi yerimizi açarak pratik ve teori eğitimleri vermeye başladık. İlk etapta tekne kiralayarak başladık daha sonra kendi teknemizi aldık. Kurumsal bir yapıdan çıkıp kendimizi iyi hissettiğimiz ve insanlarla arkadaş olabileceğimiz daha güzel bir ortamda çalışıyorduk. Biz işimizi amatörce severek yapıyorduk. İşimizi iyi yaptığımız görülünce talep çok fazla arttı. Yetişememeye başladık. Büyüme ihtiyacı doğdu. Yaz kış hep denizdeydik. Çıtayı bir kademe daha artırdık. Dünyanın her yerden insan ülkemize geliyor. Bizim insanımız da yurt dışına gitsin istedik ve yurtdışı eğitimlerine başladık. Tayland, Bahamalar, Bora Bora gibi yerlere gittik. Biz belli bir noktaya geldik ve istediklerimize ulaştık. Daha fazlasını beklemiyorduk. Fakat süreç öyle ilerlemedi. Şöyle düşünmeye başladık. Evet biz hayalimize ulaştık istediğimiz şeyi yapıyoruz. Bizim gibi bunu arayan insanlarında bunu bulmasını sağlayalım. Bünyemizde hocalar yetiştirmeye başladık. Şuan 7 tane hocamız var. Sonraki süreçte Ankara’nın bize yetmediğine kanaat getirdik. İlk etapta İstanbul ve İzmir’e açıldık. Fakat bu şehirlerde uzun yıllardır bu işi yapan kurumsal işletmeler vardı. Daha çok anadoluda kurslar açmamız gerektiğini düşündük. Bursa’dan talep geldi. Bursa’ya giderek orda kurs açtık. Eskişehir ve Konya’da kurslar açtık. Teknelerimiz Fethiye’de olduğu için orada da kurslar açtık. Hedefimiz bu şehirlerin artarak devam etmesi ve anadolunun bütün şehirlerine ulaşmak.
Kurslara katılım oranı nasıl?
Denizcilik ülkemizde çok gelişmiş değil. Yeni yeni güzel gelişmeler oluyor. İnsanların hayatı çoğunlukla para odaklı çalışmakla geçiyor. İnsanlar yeni yeni kendileri için bir şeyler yapmaya karar veriyorlar. Bizde onlar için en uygun hale getirmeye çalışıyoruz. Talep edenleri bünyemize alarak kariyer planlaması da yapıyoruz. Şunu istiyoruz. Kendimizin yaşadığımız güzel şeyleri başkalarının da yaşaması için gerek denizde vakit geçirerek gerekse meslek edinerek bu konuda yol açmaya çalışıyoruz. Yatçılıkla ilgili bu tür işleri hep yabancılar yapmıştır. Ülkemize şube açıp kurslar düzenliyorlardı. Çünkü biz bu konuda gelişmiş durumda değildik. Şuan bizim hayalimiz bir türk organizasyonu olarak yurtdışına giderek bu işleri oralarda da yapmak. İlk etapta Yunanistan ve Hırvatistan’da yerler açma planımız var. Oradan da yavaş yavaş dünyaya yayılmak istiyoruz.
Her yıl bizi bin kişi arar bilgi almak veya kursa gelmek istediğini söyleyerek. Kurs almak için bunların %10 gelir. Bunlardan da %10’u denizde kalır. Kalıplarını kırabilen insan sayısı oldukça az. Bu yüzden gerçekten istekli olmak gerekiyor. Denizin tadını bir kere alırsanız lezzetini asla unutamazsınız.
Denize olan tutkunuzu ilk ne zaman ve nasıl farkettiniz?
Denizi çok severdim, yaz aylarında sürekli denize giderdim. Küçükken sen büyüyünce ne olacaksın diye sorduklarında kaptan Kusto (Cousteau) derdim. Fakat hayat öyle ilerlemedi. Ben fizik bölümünü okudum. Ama hep içimde bir ukte olmuştur. Kursa gidip öğreneceğim bu işi diye söylerdim. Çok sevmeme rağmen ben denizi 38 yaşında bulabildim. Bulduktan sonra da acayip sarıldım. Başkalarının 10 yılda kat ettiği yolu ben 1 yılda kat ettim. Demek ki bunu içimde bir hazine olarak tutuyormuşum. En sonunda da meslek edinecek kadar sahiplendim.
Şirketiniz Ankara’da yer alıyor. Ankara ve anadoluda denizcilik kursları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Türkiye’de ilk amatör denizci belgesi kursları Ankara’da açıldı. Anadoluda insanlar denizden uzak kaldığı için hasreti, hevesi, isteği daha çok oluyor. Balık denizde yaşar denizin kıymetini bilmez derler ya deniz kıyısında yaşayan insanlar da deniz olmayan yerlerdeki insanlar kadar değerini bilmiyorlar bence. Anadoluda denizcilik mi olur diye kimse düşünmesin çünkü bu konuda oldukça başarılıyız. Anadoluda yaşayan insanlar diğerlerine göre bilinçli istekli ve daha iyi durumda. Biz de anadolunun her yerinde bu eğitimleri vermek için elimizden geleni yapıyoruz. Şunu da hatırlatmak isterim. Normalde amatör denizcilik sınavlarına girmek için kurs mecburiyeti yoktur. Kursa gitmeden de başvuruda bulunarak sınavlara girebilirler. Biz denizciliği yaşanmışlıkla birlikte en doğru şekilde öğretmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda da denizde pratik eğitimler vererek destekliyoruz. Bizden ayrılan insanlar hep mutlu ayrılıyorlar. Müşteri memnuniyetinde zirvedeyiz. Normalde müşteri sözünü kullanmayız ekiplerimiz deriz. Ticari tabir olarak müşteri memnuniyeti dedikleri için öyle ifade ettim. İnsanlar bizden ayrılırken hep güzel anılarla ayrılırlar. Bizi ve bu işi hep güzel anarlar.
Denizle ilgili en ilginç anınız nedir?
Denizde çok şükür ki kötü bir olay başımıza gelmedi. Yıllar önce çok garip olduğunu düşündüğüm bir şeyle karşılaştım. Siz ondan bahsedebilirim. Bir Kıbrıs seyehati planlamıştık. Zorlu bir yolu vardı. Katılan kaptanlarımızın da gece yol ve seyiri yapmaları gerekecekti. Tecrübelerini artıracakları bir seyir bu. Fakat seyire çıktığımız andan itibaren çok şiddetli solağan dediğimiz bir dalgayla karşılaştık. (Dalganın oluşma sebebi rüzgardır. Rüzgarlı dalga olduğunda yelkenli tekneler etkiyi minimize ederler. Yelkenliler diğerlerine göre denizde daha sağlam durur. Solağan ise rüzgarsız dalgadır. Nasıl oluyor bu. Daha önce başka bir yerde esen rüzgarın bittikten sonra etkisinin daha bitmediği bir durumdur.) Daha yolun yüzde birini gitmişken herkes darmadağın oldu. Ben dahil herkesi deniz tuttu. Bir koya çekilerek ne yapacağımızı düşündükten sonra kaptan olarak yola çıkılmasına karar verdim. Tekrar yola çıktık ve hava kararmaya başlarken denizde yüzen bir cisme çarptık. Ne olduğuna baktığımızda bir inek olduğunu gördük. Denizde başıma gelen en ilginç olaylardan birisi budur. Akdeniz de bir ineğe çarptık.
Herşeyden uzak denizin ortasında olmak nasıl bir duygu?
Ne kadar çaresiz ve zayıf olduğunuzu en iyi orada anlıyorsunuz diyebilirim. Karadayken insan her şeyi yapabileceğini düşünür. Çalışkanım, güçlüyüm tuttuğumu koparırım diyebilirsiniz. Ama deniz öyle değil. Hele ki her şeyden uzak bir konumdaysanız. Fakat bunun yanına denizin kendine has bir güzelliği de vardır. Karadan denize ayrılmak en zor kısımdır. Özellikle de uzak bir seyire gidiyorsanız. Ama ayrıldıktan sonra da ne kadar özgür olduğunuzu hissedersiniz. Hani insan kuş gibi uçmak ister ya denize açıldığınızda da onu hissedersiniz. O müthiş bir duygu. Ama karadan uzaklaştıkça zayıflığınızı hissediyorsunuz. Bir ikilem içinde kalıyorsunuz diyebilirim. Özgür ruhlu bir insan için deniz çok güzel diyerek toparlayalım.
Deniz mi karamı diye sorsak ne cevap verirsiniz?
Halikarnas balıkçısı kitaplarında bu deniz ve kara adamları arasındaki çelişkiyi çok fazla işler. Kara insanına göre denizciler aç, sefil aynı zamanda mezarları olmayan adamlardır. Bir gün giderler ve geri dönmezler, dönen teknede o yoktur artık. Onların mezarı bile yoktur diye düşünürler. Ruhu denizde olanlar karadaki insanların prangalarla bağlı olduğunu, özgür olmadıklarını, hatta cesetlerinin bile özgür olmayacağını düşünürler. Bu bir ruh meselesi. Hangi ruhtan olduğunuzu kendinize sormanız gerekiyor. Hangi ruhtan olursanız olun denizin sizi rahatlatan bir yanı vardır ve büyük çekime sahiptir. Deniz insanı o kadar rahatlatır ki hiçbir şey düşünmezsiniz.

Son olarak neler söylemek istersiniz.
Bizim amacımız kendi yaşadığımız güzellikleri başka insanlarında yaşamasını sağlamak. Bize gelenleri denizle buluşturmak için bütün tecrübelerimizi aktarmaya hazırız. Ortak bir kapı açarak insanların mutlu olmalarını sağlamak istiyoruz.