Ana sayfa AFYONKARAHİSAR FOTOĞRAFIN BÜYÜSÜ

FOTOĞRAFIN BÜYÜSÜ

520
1

Yaklaşık beş yıl oldu fotoğraf çekmeye başlayalı. Ne güzel bir hobiymiş meğer. Eline makinayı alıp doğaya çıktığında kendini bile unutuyormuş insan. Nerede başladın yürümeye, nereden nereye geldin, kaç saat soğukta kaldın, kaç kilometre yürüdün unutacak kadar kopuyorsun güncel yaşamdan. Kendinle baş başa kaldığın terapi gibi zamanlar.

Hani ufuk çizgisine baktığında ardındaki derinliği, sonsuzluğu göremezsin ya; ne bakmak yetiyormuş meğer, ne deklanşöre basmak. Baktığın şeyi görmen gerekiyormuş, bakış açınla oynaman, ışıkla dans etmen, insanların yüzündeki duyguyu yakalaman, yakaladığını dondurup aktarman. Öğrenmek gerekiyormuş, kuralları varmış meğer fotoğrafın; kompozisyon, ışık ölçümü, makinaya hakimiyet, uygun lens seçimi, alan derinliği, kurgu ve hayal gücü, pozlama ayarları, netleme. Tek bir karede bütünlüğü yakalamak gerekiyormuş; orantıyı, uyumu, dokuyu, dengeyi, altın oranı..

Bütün bunları keşfedince hobini iş ediniyorsun ister istemez, ancak teorik ve pratik eğitimlerini aldığında çıkıyormuş o sanatsal fotoğraflar ortaya öğreniyorsun.

Restaurantım da ve çalıştığım kafede en büyük zevkim, mutfaktan çıkan tabakları izlemekti. Sanat eseri gibi dizi dizi servis bankosuna konduklarında cep telefonu ile fotoğraflardım. Tabii o zamanlar bu kadar iyi değildi cep telefonu kameraları, istediğin görüntüyü alamazdın. Profesyonel makine ile çekme hevesi o zaman başladı bende. Araştırırken öğrendim ki; “Yemek Fotoğrafçılığı” diye bir meslek bile varmış. Çok heyecanlandım. Ben yapardım bu işi. Hemen bir kurs buldum, temel fotoğrafçılık eğitimi ile başlamalıydım. Aynı kursu iki- üç kez aldım farklı hocalardan. Çekilen ham fotoğraflar hemen akabinde kullanılamıyormuş meğer, bilgisayar ortamında işlenmesi, kadrajdaki hataların düzeltilmesi gerekiyormuş, photoshop la o zaman tanıştım.Yine farklı hocalardan tekrarlı olarak aldım eğitimlerini, hala çok iyi değilim bu konuda. Bir tek kare için yarım saat, bir saat bilgisayar başında düzenlemeler yapmak gerekiyor. Yani o bakıp geçilen fotoğrafta ciddi emekler var.  Bu yüzden sosyal medya platformlarında ismimiz kullanılmadan paylaşımları yapıldığında üzülüyor, içerliyoruz biraz.

Bitmek bilmeyen eğitim süreci, bütçeniz elverdiğince sürüp gidiyor; ileri çekim teknikleri, gece çekimleri, uzun pozlama.vs. Tabii bu yolculukta üstadlar, ustalarla kesişiyor yolunuz, bir ya da birkaç idolünüz oluyor, örnek aldığınız ustaların yolundan giderek zamanla kendi stilinizi oluşturuyorsunuz. Karar veriyorsunuz neyi çekmek keyif veriyor, para kazanmak mı istiyorsun bu işten. Ben yaşam fotoğraflarını doğa ile birleştirerek sanatsal fotoğraflar ortaya çıkarmayı tercih ettim.

Şehirlerin, binaların, plazaların içinden uzaklaşıp doğayla tanışmam böyle oldu. Stiletto ayakkabılardan , outdoor ayakkabılara geçiş…

Sabahın o erken saatlerinde, tan ağarırken bir gölün üzerindeki sis bulutunu çekmek isteği; gecenin karanlığında dağ başında yıldız pozlama aşkı ile çadır kampları bile yapar oldum. Üstelik kurttan, kuzudan, kuştan bu kadar korkarken.

Fotoğrafçılar gezgindir aynı zamanda. Ortak heyecanları bir anda organize olmaya, il il, kasaba kasaba, köy köy gezmeye iter fotoğrafçıları birlikte. Yeni yeni insanlar tanımak; portre fotoğraflarını çekerken insanların yüzlerini okumayı öğrenmek, o yüzünde yakaladığın ifadeyi, duyguyu yansıtmaya çalışırken hayatına dokunmak… Bu fotoğrafın büyüsü  değil de nedir…?

1 YORUM

  1. HANİ DİYORSUN YA “Yani o bakıp geçilen fotoğrafta ciddi emekler var. Bu yüzden sosyal medya platformlarında ismimiz kullanılmadan paylaşımları yapıldığında üzülüyor, içerliyoruz biraz”

    YILLARDIR BENİ (BİZİ) DUYAN OLMADI. UMARIM SENİ DUYARLAR… YÜREĞİNE SAĞLIK.

BİR YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz