Ana sayfa AFYONKARAHİSAR Emirdağ Karacalar’ın gururu KUBAT

Emirdağ Karacalar’ın gururu KUBAT

259
0

Afyon’un Emirdağ İlçesi Karacalar köyünden Belçika’ya göç eden dört çocuklu bir ailenin en küçüğü olan Kubat, 4 Ekim 1974’de Belçika Anvers’de dünyaya geldi. Babasının beşinci yaş gününde hediye ettiği “Cura” ile müzik hayatına başladı. Kısa sürede curanın bütün özelliklerini öğrenme başarısı gösteren Kubat, bağlamayı da eline aldığı andan itibaren çalmaya başladı. Sekiz yaşındayken ailesine ait restoranda mikrofonla tanışarak sahneye çıkmaya başladı. Bu sıralarda müzik akademisine devam ederek solfej ve klasik gitar eğitimi aldı. 1986 yılında yapılan bir ses yarışmasında birinci seçilen Kubat, daha sonra Türkiye’ye gelerek 1996 yılında ilk albümü “Kubat”ı yayınladı. Farklı yorumu ve tarzıyla, uzun saçlarıyla alışılmış türkücülerden farklıydı.


Afyon’a hoş geldin demek istiyorum ama, aslında Emirdağ’ın Karacalar köyü senin baba ocağın. Ben senin misafirin konumundayım.

Çok doğru siz hoş geldiniz. Karacalar köyün benim nefes aldığım ve kendimi en rahat en huzurlu hissettiğim yer. Baba yurdu, kendi evimizde olmak başka birşey. Bura da herşey doğal ve gerçek.   

Beni Karacalar’a gömecekler

Türkiye’nin gurbetçi sanatçılar kervanına katılanlardansın. Bu bir avantaj mı?

 Aslında benim için göçle gurbet çok farklı. Kesinlikle bunu bir birinden ayırmak gerekli. Göç etmiş olsakda, Belçika’da doğmuş olsakda bizim son durağımız belli. Babamın, dedemin, amcalarımın gömüldüğü yer belli. Emirdağ Karacalar köyünda aile kabristanlığımız var. Bir gün bende buraya gömüleceğim. Nereye gidersek gidelim geleceğimiz yer bu köy olacak. Ben burayı çok seviyorum, buranın havası, toprağı kokusu başka bir güzel. Bir baksana şu güzlliğe kaç tane böyle köy var. Buranın çok farklı bir enerjisi var. Ne zaman nefes almak istesem buraya gelir birkaç gün kaldıktan sonra kendimi yenilenmiş gibi hissederim.    

Sizi ilk tanıdığımızda uzun saçları esmer sempatik bir çocuk bizim 40 yıllık türkülerimizi duymaya alışık olduğumuzdan farklı bir şekilde söylüyor. Hiç endişe duymadın mı farklı bir tarzla türkü söylerken?

Ben Belçika’da doğup büyüdüm. Normalde belki de türküyle uzaktan yakından ilgim olmaması gerekirdi. Aslın da Belçika’da doğmanın ötesinde bir gen meselesi. Benim ailemde zaten sanatçılar, saz çalanlar, türkü söyleyenler var. İşte, Ozan Yoksul Derviş amcam. O Türkiye’nin yaşayan en önemli halk aşığı ozanlarının başında yer alıyor. Bu topraklardan çıkan birçok kişi gibi bende türkü sevdası aileden geliyor. Bunun ötesinde Belçika’da çok iyi batı müziği eğitimi aldım. Ben batı ile bizim türkülerimizi iyi miks ederek, bir genç olarak benim hoşuma giden, gençlere yönelik bir tarz seçmeye çalıştım. Ben duymak istediğim formatta yaptım. Batıyı iyi biliyorum türküyü iyi biliyorum, iyi bir ekiple de başarılı olduk. Açıkçası hiçbir endişe duymadım.  Birde 20 yaşlarında biriyim. Halkta beni sevince bu iş tamam dedik.   

Kubat olarak tanısanız da aslında bu köyün neredeyse yarısının “Kubat” soyadı olduğunu görüyoruz. Sizinde asıl adınız Ramazan. Kaç kişi size ramazan diye hitap ediyor?.
Biliyor musun Ramazan ismi bana çok uzak geliyor. Çünkü çocukluğumdan beri bu ismi kullanmıyorum. O nedenle sanki bana yabancı bir isim gibi geliyor. Resmi işlemler haricinde hayatımda Ramazan diye biri yok. Herkes gibi bende Kubat’ı tanıyorum. On yaşına kadar adım Ramazan’dı, ama sonraki 30 yıl boyunca Kubat ismini duymaya alışınca insan ister istemez alışıyor. Ben mikrofonu elime aldığımda 10 yaşındaydım. İşte o gün, bu gün Kubat var. En azından Kubat bana ait soyadım. Başkaları gibi alakasız bir isimde olabilirdi. 

Kubat söylerse dinlenir
Türküler sizinle yeniden popüler oldu, insanlara farklı bir tatta sundun özellikle kimler dinliyor seni?
Türkiye’de halk müziğinin belli bir kitlesi her zaman var. Çok iyi ustalar ve sanatçılarda var. Ben, hiçbir zaman şuna benzeyeyim, bunun gibi söyleyeyim gibi bir yanlışın içine girmedim. 10 yaşından beri elimde mikrofon var. O yaştan beri kendi tarzımı yapmaya çalıştım. Batı müziği eğitimi aldığım için bizim türküleri onlarla yapmak bana çok keyif veriyordu. Dinleyenlerden de iyi tepkiler alınca devam dedim. Ben mevcut türkü dinleyenlere genç nesli de dahil ettim. Kubat’ı gençlerde dinliyor, orta yaşlılarda. Türkü seven herkes dinliyor. Dinleyici portföyü olarak çok geniş bir yelpazem var.  Gittiğim yerlerde genç arkadaşlarım tanıyor beni çünkü ben albüm yaparken onları düşünüyorum, hem de anonim müzik seslendirdiğim için 70 yaşındaki insan da dinliyor beni.

Tarzınıza tepki gösterenler oldu mu?

Olmamış diyen çok şükür olmadı. Ne yapsam oluyor gibi kabullenilmiş bir durum var. Fakat şöyle tepkiler var, hayırlı olsun ama farklı bir albüm olmuş. Kötü mü, diyorum, hayır diyorlar. Algılayamamışlar. On sene önceki müziği duymak istiyorlar, alışkanlık bu. Okuduğum nağmeler otantik bana göre ama altyapı da bir o kadar uç, yani pop albüm diyebiliriz fakat tamamen türkü kokuyor. Bunun ortasını bulmak çok zor.


Kubat ne söylerse dinleniyor sanki, ama sence durum nasıl?
Ben ne söylersem dinleniyorsa ne mutlu bana. İşimi iyi hem de çok iyi yaptığımı gösteriyor. İnsanlar bazen kendi kendine şarkı söyler ya da birine söyler ama bende öyle bir durum yok. Mesela ben kesinlikle bir enstrüman olmadan şarkı söyleyemem. İllaki bir şey çalacak. Yoksa kendimi beğenmem ve hatta nefret ederim. Enstrümanla her şey çalar söylerim. Türkü, caz, rock, pop, hiç fark etmez. Mesela benim hayatımda efkârlanıp kendi kendime şarkı söylediğim parmakla sayılacak kadar azdır. Bir dost ortamında falan söyleyen insanlara bayılırım. Ama ben bir türlü yapamıyorum.

Yarı alevi yarı Sünni

Karacalar köyü yarı Alevi, yarı Sünnü, sende Alevi bir aileden geliyorsun. Hiç bu yüzden bir sorunla karşılaştın mı?

Önce şu köye bak. Böyle bir yer dünyanın hiçbir yerinde yok. Ben fazla tatil yapan bir insan değilim. Ama ne zaman enerji almaya ihtiyacım olsa kendimi buraya atarım. Afyon’un Emirdağ İlçesi Karacalar köyü. Köyümü çok seviyorum, amcamlar var burada ve burası da kendi evimiz. Karacalar köyünün yarısı Alevi, yarısı Sünni. Benimde baba tarafım Alevi anne tarafım Sünni. Biraz müzik tabiri ile konuşmak gerekirse mikslemişler beni. Karacalar, çok enteresan, Alevi-Sünni ayrımı yok. Ama Aleviliğin ne olduğunu çok iyi bilirim çok da özümsemişimdir, fakat bir kimliği çok fazla ön plana çıkarmayı doğru bulmuyorum. Ehli Beyt sevgisi muhteşem bir şey. Deyişleri çok iyi okurum, içimde öyle bir ateş vardır. Ayrımcılığı hiç sevmiyorum, o yüzden de konuşurken dile getirmiyorum.

Gençleri de halkaya alabilmek için rock, pop gibi müzik altyapılarını harmanlamak gerektiğine inandınız…

Son sekiz yıldır R&B tarz dediğimiz müzik dinleniyor. Dünya müziği değişiyor, gelişiyor. Kendi müziğimizi sırf etnik çalgılar ile klasik bir şekilde yapabilirsiniz o başka bir şey. Onu zaten zaman zaman hiç deformasyona uğratmadan yapıyoruz. Klasik bakış açımızı yansıttığımız çalışmalar, zaten gelecek. Fakat güncel olan bir şeye de kötü diyemiyorsunuz. Bir şekilde kulaklarımıza yerleşiyor. Yok sayamıyorsunuz popüler hayatı. Müzikte her beş yılda bir değişen tınılar piyasaya empoze ediliyor. Teknoloji ile yenilikleri yapmaya çalışıyoruz ve yeni bir tarz çıkıyor, gençliğe ulaşılıyor bir şekilde. Şimdi önemli olan müziğe zarar vermeden o tınıları bir araya getirip iş yapabilmek.

Yeni tarzınız ile kimler bu halkaya katıldı?

Misyonumuz devam edecekse kendimizi tekrarlamamamız gerekiyor. Ben Türkiye’ye geldiğimde insanlar halk müziğini demode buluyordu. Dolayısı ile kendimizi yenilememiz gerekiyordu. Beni seven zaten seviyordu. Ama onlar için de bir sürpriz oldu. Bu albümü iki-üç kere dinlemeleri gerekiyor. Fakat genç kardeşlerim için hiç yabancı değil bu tınılar. Bu da esasında ne kadar geri kaldığımızı gösteriyor. Esas amacım güncel müziği de içine alan bir konseptte halk müziğini sunmak.

Bir türkücü olarak popçular kadar popülersin bu durum ne kadar sürecek?

İlk albümümde uzun saçlı bir çocuk çıkmıştı. Bana bir sürü mektup geldi pop albümü olarak aldık ve türkü dinledik diye. Orada da farklı bir şey vardı. Flamenko kokan Batı tarzını çok iyi kullanmıştık. Ben burada popülerliğin çok kötü bir şey olduğuna inanmıyorum. Kendinizi kötü magazin ve dedikodudan uzak tutarsanız yaptığınız işle popüler olmanız keyifli. Yani kendi öz kültürünüzü popüler yapabiliyorsanız harika, daha ne istiyorsunuz Allah’tan. Yenilikleri de benden dinlesin insanlar. Yeni jenerasyonda belki de türkü bayrağını taşıyacak kişi benim. Kendimi yenileyemezsem yine o popülarite gidecek.

Gurbette doğmak nasıl bir durum?

Ben çok neşeli bir insanım ama gurbette doğup büyümüş olmak hiç kolay şeyler değil. İki kültür arasında gel-gitler yaşıyorsun. Bir derbederlik oluyor, oradan bir sıyrılmanız, evi, dışarıyı anlamak gerekiyor. Bizim jenerasyon Avrupa’da biraz kayıp jenerasyon. Bu yüzden soruları biraz erken sormaya başladım ve erken olgunlaştım. Allah’tan evde sanat vardı. Sanat insanların içini güzelleştiriyor, vizyonunu genişletiyor. Şu an dünyanın en huzurlu insanıyım diyebilirim. Bunu söyleyebildiğiniz zaman derbeder bir insandan daha derbeder, en neşeli insandan da daha neşeli oluyorsunuz

Bu geniş yelpazeyi nasıl yakaladığınızı düşünüyorsunuz?

Belçika’da doğup büyümeme bağlıyorum. Orada sıla hasreti var. Batı müziğinin içinde büyümek bir avantaj, bunu da keşfetmişiz erken yaşta. Ben türkülere çok özeniyordum. Hal bu ki Batılı bir hayatımız var baktığınız zaman. Çok büyük bir şansım vardı, ama beş yaşındayken rahmetli babamın getirdiği cura ile ben müzik yapmaya başladım. Batı müziğinin içinde büyüdüm. Klasik gitar eğitimim var, solfej eğitimi aldım. Bir genç olarak ve farklı ortamdan biri olarak bunu insanlara anlayacakları şekilde nasıl verebilirim diye düşündüm uzun süre. Avrupa müziğini bilmem, klasik gitar eğitimi almam, Flamenko’yu sevmem bana böyle bir farklılık kattı diye düşünüyorum.

Güzel bir sohbet oldu. Son söz sizin?

Teşekkür ederim. Benim içinde güzel bir sohbet oldu. Kendi köyümde kendi evimde yaptığım ilk röportaj. Kim ve ne olursak olalım. Özümüzü geçmişimizi saklamanın bir anlamı yok. Belçika’da doğsam da ben bu köyün bir evladıyım. Mezarım Karacalar’a gömülecek. Bu toprakları seviyorum. Bu toprakların insanlarını seviyorum.

Röportaj ve Fotoğraflar Ömer Mazi

BİR YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz