Ana sayfa AFYONKARAHİSAR Camiye giderken sırtınızı boşaltın

Camiye giderken sırtınızı boşaltın

53
0

Delinin biri camiye girer, belli ki namaz kılacak.

Ama oturmaz, meraklı ve şaşkın gözlerle etrafı süzer-dolanır.

Bir oraya, bir buraya her köşeye dikkatlice bakar ve hızla çıkar gider..

Az sonra sırtında bağlanmış odunlarla tekrar gelir camiye ve tam namaza başlamak üzere olan cemaatle birlikte saf tutar..

Ama sırtındaki odunlarla güç bela bitirir namazını.

Eğilip kalktıkça yere düşen odunlar, çıkardığı ses vs. derken, tabii cemaat de rahatsız olmuştur bu durumdan..

Nihayet biter namaz, bitmesine ama her kafadan bir ses çıkar..

Herkes kıpırdanmaya, adama söylenmeye başlamıştır bile..

İmama kadar ulaşır sesler, hafiften tartışmalar…

İmam aynı mahalleden, bilir az çok garibin halini, şefkatle yaklaşır meczubun yanına ve der ki:

“Oğlum böyle namaz mı olur, sırtında odunlarla, sen ne yaptın? Hem kendini hem de çevreni rahatsız ettin bak, bir daha namaz kılmaya yüksüz gel olur mu?”

Bunu duyan meczub melül-mahzun, ama manalı bir bakışla sorar “Âdetiniz böyle değil mi?” “Ne âdeti?!” der Hoca..

Cemaat da toplanmış, merak ve şaşkınlıkla olayı izlemektedir o sıra..

Der ki meczub bu kez:

“Hocam ben namaz kılmak için girdim camiye, şöyle kendime uygun bir yer ararken içeridekilere baktım, gördüm ki herkesin sırtında bir şeyler var.

Zannettim ki adet böyledir, ben de şu odunları yüklendim geldim işte, neden kızıyorsun?

Kızacaksan herkese kız, tek bana değil!

Hoca şaşırır: “Benim sırtımda da mı var?” der..

“Evet” der meczub, “Hepinizin sırtı yüklü!”..

Cemaatte ise hafiften “deli işte!” manasına, bıyık altından gülüşmeler başlamıştır..

Meczub bu kez öne atılır ve tek tek cemaati işaret ederek, saf bir çocukça, heyecanla bağırır:

“Bak bunun sırtında mavi gözlü bir çocuk, bunda kocaman bir elma ağacı vardı..

Bunda kırık bir kapı, bunda bir tencere yemek, bunda kızarmış tavuk, şunun sırtında yeşil gözlü esmer bir hatun, bununkinde de yaşlı annesi vardı!..”

Sonra iki elini yanlarına salar başını sallar ve umutsuzca; “Boş yok, boş yok hiç!..diye tekrarlar.

O böyle söyleyince, herkes dehşet içinde şaşkınlıkla birbirinin yüzüne bakar! Aynen doğrudur dedikleri çünkü;

Kimi doğacak çocuğunu düşünüyordur namazda, kimi bahçesindeki meyve ağaçlarını, biri onaracağı kapıyı, diğeri lokantasında pişireceği yemeği..

Biri açtır aklında yiyeceği tavuk, birinin sırtında sevdiği kadın, diğerinde de bakıma muhtaç annesi vardır.

“Peki söyle bakalım bende ne vardı?” der, bu kez endişeyle Hoca..

O da der ki: “Zaten en çok da sana şaştım hoca! Sırtında kocaman bir inek vardı! Meğerse efendim, hocanın ineği hastaymış, “öldü mü ölecek mi?” diye düşünürmüş namazda…

Harâbât ehlini hor görme sakın, defineye mâlik viraneler var.” Bildirince bildiren, yüreği olan görür elbet..

Bugün Cuma.

İmaret cami yine dolacak.

Genellikle şehrin önde gelenleri toplanır.

Geçen hafta bende Cuma namazındaydım.

Bizim cemaat’te bayağı yüklüydü.

Birde kendime baktım küçük bir sırt çantası.

İçinde bir fotoğraf makinesi, birkaç kalem, bir defter, 75 lira para, birkaç basın kartı, birde ödenmeyi bekleyen elektrik faturası.

Allah’ım ne olur kusuruma bakma.

Senin huzuruna böyle geldiğim için.

Şöyle bir etrafıma baktım.

Herkesin sırtında neler var neler.

En önlerde devlet büyüklerimizden biri var, sırtında BMW, AUDİ, Mercades arabalar var.

Sanki biri yetmiyor hepsini getirmiş.

Bütün bunları taşımak zor olmuyor mu?.

Başka bir yerde başka bir mümin var.

Onun sırtında ise koca bir bina 8-10 katlı.

Arkasında el pençe durmuş yüzlerce kişi.

Hemen yanlarında birkaç kişi daha var.

Onların sırtında ise boş araziler ve inşaat binalar var.

Etrafı süzüyorlar.

Yap- Sat için müşteri kolluyorlar.

Az ileride bir milletvekili var.

Oda sırtında TBMM taşıyor.

Kapağı atmış ya bir kere bir daha oradan ayrılmamak için sıkı sıkı sarmış sırtına.

Sağ çaprazda bir adam var.

Sırtında tonlarca mermer bloğu var.

Oda mermeri başkasına kaptırmamak için yüklenmiş.

Bir başkasının sırtında Kadınana ilkokulu var.

İlkokuldan alıp başka bir eğitim kuruma haline getirdiler ya.

Başkası ellerinden alıp yeniden ilkokul yapar diye korkudan hiç yanından ayırmıyor.

Onun yanında bir adam var.

Onun sırtında ise koca bir AVM var.

Bir tane daha yapsam mı diye plan kuruyor.

İmam beyinde sırtında devre mülk var.

Oda namaz bitse de birkaç devre mülk satacak adam çıkar mı? Acaba diye düşünüyor.

Namaz boyunca bu kadar adam sırtlarındaki bu kadar yükle nasıl Allah’ın huzuruna çıkıyor anlamış değilim.

Allah’ım günahlarımızı affet.

Mal canın yongasıdır.

Hiç birimiz hırslarımızı, mallarımızı, mülklerimizi bir yere bırakıp senin huzuruna yalın, sade, tertemiz gelemiyoruz.

Nereye gitsek geçmişte yaptıklarımız, günahlarımız ve suçlarımızı sırtımızdan atamıyoruz.

Biliyoruz Allah’ım senin huzuruna bir bebek gibi saf ve yalın çıkmamız lazım.

Ama hiç birimizin kalbi ve kafası senin huzurunda bile boş değil.

Kalplerimizde ve kafamız da işlerimiz var.

Daha çok kazanmak.

Daha fazla güçlenmek.

Onun şuyu var benim niye yok.

Benim ondan neyim eksik.

Benim zamanında bisikletim bile yoktu.

Ama şimdi her şeyim var.

Allah’ım bizi affet.

Bugün mübarek Cuma.

Birkaç gün sonra Ramazan başlayacak.

Allah’ım bizi 5 yıldızlı otellerin İftar toplantılarından mahrum etme ne olur.

Halka Ramazan paketi dağıtıp, kendimize de zengin sofralarından yer var ya rabbim.

5 Temmuz 2013

BİR YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz