Ana sayfa YAŞAM Cafelife 4 yaşında

Cafelife 4 yaşında

73
0

Afyon’da başlayan Cafelife yolculuğu bugün Eskişehir, Uşak ve Kütahya’yı da içine alan bölgesel bir dergi haline geldi. 4. Yılına giren Bölgenin ilk ve tek şehir ve yaşam dergisi Cafelife dergisinin kısa bir tarihçesini sizler için hazırladık.

Afyonlu bazı dostlarımızla iki farklı dergi macerası yaşadık. Ama beni anlamak yerine “Burası Afyon, Afyon böyle bir dergiyi kaldırmaz” diyerek kendi gönlünden geçenleri yapma istedikleri için biri 2 sayı, diğeri 6 sayı sürdü. Cafelife neden devam etti?. Biz ilk sayımızdan itibaren bir Afyon dergisi yapmak için kolları sıvadık. İş adamı, belediye başkanları, siyasetçi ya da bürokratlardan uzak, şehir ve yaşam dergisi olsun istedik.

İçinde bu şehirde yaşayan herkes olsun, aileler, kadınlar, çocuklar, iş dünyası, esnaf olsun. Cafelife dergisinde yer almak için ünlü olmanıza, zengin olmanıza gerek yok. Bu şehirde yaşamanız yeterli. Biz Afyon’un dergisi olmak için yola çıktığımızda yanımızda kimse yoktu. Oysa bu gün 4 ile yayılan yüzlerce dostumuz ve yol arkadaşımız oluştu. Bu yolculukta bizi yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza selam olsun.

Süreyya Işık
Cafelife 2014’ün sonlarına doğru? Oturduğumuz evin çocuk odasında bir masa bir koltuk ve bir bilgisayarla başladı. Cafelife kurucusu Ömer Mazi’nin hazırladıkları haberler Sürayya Işık tarafından bazen sabahlara kadar süren 3-4 gecede baskıya hazır hale getiriliyordu. Hazırlanan dergi Türkiye’nin en iyi matbaaları seçilerek baskıya gönderiliyordu. İlk sayımız 2014 yılının Ekim ayında yayınlandı.

Cafelife dergisini henüz biz dahi elimize almadan ilk sayıyı bir tanıtım kokteyli ile duyurmak istedik. Davetimize katılan az sayıda dostlarımız arasında Vali Hakan Yusuf Güner’in de olması bizi onurlandırmıştı. İlk sayı pastasından sonra Cafelife ilk kez okuyucuları ile buluştu. Biz dergiden çok davetlilerin tepkilerine bakıyorduk. İlk sayımız 56 sayfa hiç reklamı olmayan, tamamen kendi imkanlarımızla çıkarmıştık. Afyon’un ilk ve tek şehir dergisi Cafelife tel zımba ile dikilmiş basitti ama beklediğimizden daha büyük bir ilgi görmüştü.

Ramazan Gelmez
Aldığımız ilk tepkilerden sonra doğru yolda olduğumuzu görmenin haklı gururu ile daha o gün ikinci sayıya daha moralli bir şekilde başladık. Yola çıkarken bir sloganımız vardı. “Afyon Daha İyisini Hak Ediyor” o halde ikinci sayı birinci sayımızdan daha güzel, daha şık ve daha kaliteli olmalıydı. Her sayımızda kendimizle yarışarak daha iyiye nasıl ulaşırız diye arayışlara girdik. İçerik çok önemliydi. Ama içerik kadar iyi bir grafik tasarım yapılmak zorundaydı. İlk 6 sayı Süreyya Işık’la yaptıktan sonra değişiklik zamanı gelmişti.

Cafelife 7. Sayıdan itibaren grafik tasarım masasında duayen grafiker Ramazan Gelmez vardı. Ramazan Gelmez, yani Cafelife ekibi olarak kısaca biz ona “Dino” diyoruz. Kafamıza vura vura daya iyi olmamız için, “olmaz, böyle olmaz” diye yediğimiz fırçalar hala kulağımızda. Derginin tüm yazılarını satır satır okuyarak düzelten, kendine özgü kapak çalışmaları ile bize çok şey kattı. 13. Sayıya kadar bizimle olan Ramazan Gelmez’in Bursa’ya taşınmasıyla yollarımız ayrıldı.

Ulaş Çoban
Ramazan Gelmez’den sonra yola Ulaş Çoban’la devam etmeye karar verdik. Ulaş Çoban’ı tanıyanlar, “Eyvah ne yaptın sen” dediler. Ulaş Çoban biraz enteresan bir adam. İlk tanıdığımda 55 kilo ince dal gibi bir adamdı. Çalıştığımız ofiste bir tek benimle konuşurdu. “Sabah günaydın, akşam iyi akşamlar” bütün sohbetimiz bu kadardı. Tembel değil ama çalışmasını da sevmez. Onun için çalışmak gün içinde sadece 2 bilemedin 3 saat. Daha fazlası gereksiz. Böyle bir adam. Biz ona Cafelife’ı emanet ediyoruz. Ulaş beni yanıltmadı. Ama Ulaş için çalışmayı sevmez diyenler yanıldı. Onun içindeki çalışma canavarını ortaya çıkardık.

Ulaş Çoban 13 sayıda devraldığı Cafelife grafik tasarım koltuğunda 24 sayıyı geride bıraktı. Üstelik sadece Cafelife yapmakla kalmadı. IDEAS Ajans olarak geliştirdiğimiz her projenin altından sorunsuz bir şekilde çıkmamızı sağladı. Ulaş Çoban ile yaklaşık 6 yıldır birlikteyiz artık bir birimize benzemeye başladık. Birçok kişi kardeş olduğumuzu sanıyor. Sanmayın biz zaten öyleyiz. Kardeş olmak için aynı anadan ve babadan olmaya gerek yok.

Birol Uğur
Yola çıkarken bir hedefimiz vardı. Cafelife sadece bir Afyon dergisi olmayacak. Bölgesel bir yayın organı olmasını hedefliyorduk. Bu hedefimize Kütahya ile başladık. Afyon’dan tanıdığımız sevgili dostumuz Birol Uğur’un Kütahya’a taşınmasıyla, “Ben buradayım, Cafelife neden yok” dedi. Bizde “Sen varsan bizde varız” dedik ve ikinci yılımızdan itibaren Kütahya’da olmaya başladık. Ve arkasından Uşak, Eskişehir ile devam ederek 13 aydır bölgesel bir dergi haline geldik.

Elbette 37 sayıyı geride bırakırken her şey güllük gülistanlık olmadı. Bizimde zaman zaman zorlandığımız, hatta yeter artık buraya kadar dediğimiz günler oldu. Bazı dostlarımız reklam verip ücretlerini ödemediği zamanlar oldu. Bazen hiç beklemediğimiz kişilerden gelen reklam destekleri ayakta kalmamızı sağladı. Yılmadan her şeye rağmen ayakta kalarak bölgesel bir derinin markalaşmasını sağladık. Her şeyden önce reklam veren tüm firmalarımıza teşekkür ederim. Abone olan dostlarımıza teşekkürler.

Teşekkürler
Bu güne kadar farklı zamanlarda seyahat yazıları ile bize destek veren Şule Özürün Bendler, Av Nilgün Seçen, Av Gönül Ar Güngör, Av Nihan Filizatan, Dr. Berna Bozca, Mustafa Türk, Burak Sağırkaya’ya teşekkür ederim. Eskişehir’den Gülseren Şenyüzlü ve Arzu Yılmaz Dağdemir’e, Uşak’tan Fatma Gökmen’e yazıları için teşekkür ediyorum.

Cafelife artık sadece bir dergi değil. Cafelife şehrin sosyal ve kültürel hayatına katkıda bulunan renk katan bir markaya dönüştü. Mayıs 2015’de Dünya turnesi yapan Kafkas Kartalları SAMAIA’yı Afyon’a getirdik. Rus dansçılardan oluşan 40 kişilik ekip Spor Salonunda 750 kişiye inanılmaz bir şov sundular. Cafelife 2. Yaş partisi ParkAfyon’da yapıldı. 100’e yakın davetlimizle 2. Yaşımızı kutladık.

Cafelife ödülleri
Afyon’a geldiğimiz günden itibaren neden bir Afyon Ödülleri yapılmıyor diye birçok kişiye sorduk. Özellikle çalıştığım gazeteye ve Afyon Gazeteciler Cemiyetine. O zaman Cafelife olarak biz yapalım dedik. Cafelife 2016 ödülleri için önce kategorileri belirledik. Sonrada her alanda en az 3 aday olmak üzere ödül almaya aday kişi ve kuruluşları belirledik. Afyonkarahisar İş Kadınları Derneğinden oluşan jüri üyeleri yılın en iyilerini belirledi.

NGAfyon Otel’in ev sahipliğinde yapılan Cafelife 2016’nın isim sponsoru olan Toprak Emlak Hatice Öztürk Döner’in katkıları ile Afyon’a özel ödül tasarımımız ile 1. Cafelife ödülleri düzenledik. 2017 Cafelife ödülleri ise bölgesel olarak ödüler veren ilk ve tek yayın organı olmamızı sağladı. Kırmızı halı, kokteyl ve ödül gecesiyle Afyon’a farklı bir soluk getirmenin haklı gururunu yaşadık.

Tiyatro festivali
Ama dostlarımız bizden hala farklı bir şeyler bekliyordu. Sırada ne var? Diye soruların arkası gelmeyince Cafelife Özel Gösterimleri adıyla Afyon’a özel tiyatro getirmeye başladık. Hangisi Karısı adlı oyunla başladığımız yolculuğumuz, Çok da Fifi, Hangisi Karısı 2, Durdur Şunu, Boşananlar Kulübü ile Afyon’un kültür ve sanat hayatına katkıda bulunduk. Tiyatro gösterileri bir tiyatro festivali haline dönüştü. Bu sezon bir birinden güzel 6 gösteri ile devam edeck.

Bu süre içinde elbette kendi dergimiz Cafelife dışında başka kurum ve kuruluşlara da dergi, internet sitesi, tanıtım filmi yapmayı sürdürdük. Antalya’ya Antbirlik dergisi, Kolaylı Gourp’a Kolaylı Mola dergisi, okullara sınıf yıllıkları ve okul dergileri yaparak Ajans anlayışını oturtmaya çalıştık. İşte Cafelife’ın 4 yıllık hikayesi bu. Bu sayı ile birlikte 4. Yılımıza giriyoruz. Bu güne kadar bizimle olan tüm dostlarımıza teşekkürler. Birlikte nice yıllara diliyorum.