Ana sayfa RÖPORTAJ Berrin Savaş Tekir

Berrin Savaş Tekir

121
0

Nefesi kesilinceye kadar uçabilir o, yüreğinde sevgi sıcacık kaldıkça…
Aldığı onca kemoterapi bile uçmasına engel olamadı onun, yüreğinde insan sevgisi ve başarma duygusuyla uçmaya devam ediyor o…
O güçlü ve örnek eş, anne, anneanne, babaanne, sivil toplum örgütlerinin sevilen ablası…
Son olarak mı? Kimsenin cesaret edemediğini, “ÖĞRENCİLİĞİ” seçti… Şimdi, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi İç Mimarlık ve Tasarım 2. Sınıf öğrencisi

“Birinci sınıfı bitirdiğimde bölümde derece aldığımı öğrendiğimde dünyalar benim oldu, başarmıştım; her şeye rağmen başarmıştım. O gün dünyanın en mutlu insanı olduğumu damarlarıma kadar hissettim.” diyor mütevazi ve utangaç tavrıyla Berrin… Bir kez daha hayranlıkla izliyorum gülümseyen gözlerini.”
Güzel bir söz var, diye başladı söze : “Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa hayat son bulur; içten bir güçle kırılırsa hayat başlar. Zira güzel dönüşümler hep içten gelir.” Kabuğu bizler kırmalıyız, içimizdeki insan sevgisiyle, büyük bir aşkla…
“İki çocuk annesiyim, dünya tatlısı dört torunum var. Onlara bırakacağım en büyük miras hayatta ideallerinin peşinden gitmelerini sağlamak, örnek olmak.
Enstitüyü bitirdikten sonra hayalim üniversite okumaktı. Özellikle de Kız Teknik Öğretmen Yüksek okuluna gitmek… Ama olmadı, ailenin ilk çocuğuydum, o dönemdeki öğrenci olaylarını bahane ederek ailem okumama engel oldu ve evlendim. Her genç kadının kaderi…
Şanslıydım iyi bir eşim vardı, derken çocuklar dünyaya geldi. Onları büyütmek iyi bir insan yapmak için harcadım içimdeki enerjiyi. Sonra da yuvadan uçtular ve dört torun sahibi oluverdim.
Bu arada boş durduğumu sanmayın, çocuklarımı büyütürken 2018’ de 25. yılını kutlayacağımız “Eğitim Öğretimi Destekleme Derneği”ni kurduk değerli arkadaşlarımla birlikte. 25 yılda yüzlerce çocuğumuza, gencimize burs imkânı sağladık ve burs vermeye devam ediyoruz. Kadın Platformu ve Kent konseyinde de dernek olarak temsil ediliyor oradaki çalışmalara da destek veriyoruz. Eğitimin önemini biliyor ve bu konuda her türlü desteği vermeye devam ediyoruz.
Bundan iki yıl önce her şey rutin düzeninde giderken hayat bana kötü bir şaka yapıverdi. Hastalandım, kemoterapi almaya başladım. Bağışıklık sistemim zayıfladığı için sosyal hayattan çekilmek zorunda kaldım.
İnsan hastalanınca yaşamını sorgulamaya başlıyormuş, ben de öyle yaptım. Geçmişimi sorguladım ve şunu gördüm üzülerek. Gönüllü ne çok çalışmışım, çevrem için, ailem için… Ama kendim için hiçbir şey yapmamışım. Hayallerim, arzularım… Hep bomboş… Tedavi sürecini eşim, ailem, dostlarımın da desteğiyle olumlu şekilde atlattım.
Bana verilen ikinci şansı kendim için kullanacaktım. Eşimin de desteğiyle yarım kalan hayalimi gerçekleştirme kararı aldım. Ve Dumlupınar Üniversitesi İç Mimarlık ve Tasarım Bölümünde buluverdim kendimi.
60’lı yaşlara gelirken 18-20 yaşındaki gençlerle bir arada olmak önce ürküttü beni. İlk gün koridorda başımı önde yürürken gençler ayağa kalkıp selem vermeye başlayınca başı yukarıya kaldırıp kendimden emin yürümeye başladım. Beni öğretim üyesi zannediyorlardı… Bilselerdi içimde kopan fırtınayı… Amfiden içeri girerken kalbim adeta yerinden fırlayacaktı. En arka sıraya oturdum, olacakları beklemeye başladım sessizce. Hoca içeriye girdi, herkesin kendini tanıtmasını istedi. Bana sıra geldiğinde ayağa kalktım, bütün gözler merakla beni izliyordu. Gururla tanıttım kendimi. Sınıf arkadaşlarım bana hem sevgi hem de saygıyla yaklaştılar. Yaşanmışlıklarım onların ilgisini çekiyordu.
Şimdi ikinci sınıftayım, bu alanda çalışır mıyım, bilmiyorum. Mutluyum hem de çok mutlu; çünkü kendim için bir şeyler yapıyorum. Ruhum daha da genç şimdi, yaşlanmak ideallerin bitmesiyle oluyor galiba…
“İnsan kalbi sevdikçe, yeni şeyler keşfettikçe, güzellikleri fark ettikçe, yeni şeyler keşfettikçe genç kalabiliyormuş bunu anladım. Yaşamım daha anlamlı şimdi…