Ana sayfa AFYONKARAHİSAR Beni görünce Nihal koltuktan düştü Nihal&Engin Ayengin

Beni görünce Nihal koltuktan düştü Nihal&Engin Ayengin

206
0

Sıra dışı çılgın ve film gibi bir hayat hikayesi. Engin Ayengin’i genelde siyasetçi ve müteahhit olarak tanıyoruz. Nihal ve Engin Ayengin evlerinin kapılarını Cafelife için açıtlar. Bu röportaj benim yaptığım ilk röportaj, o nedenle biraz tedirgin gittim. Ama yanımda Ömer Mazi gibi biri olduğu için daha rahattım. Engin Ayengin genelde sert ve ciddi bir görünümü var. Röportaj başladığında aslında ne kadar keyifli ve eğlenceli biri olduğu ortaya çıktı. Röportaj boyunca defalarca gözlerimizden yaş gelecek kadar kahkaha krizine girdik. Tanıdığımız ve bildiğimiz iki insanın sıra dışı hayat hikayesini sizler için yazdık.

H. Porhan, Nihan ve Engin Ayengin kimdir önce sizi tanımakla başlayalım?

E. Ayengin, İkimizde gurbetçi ailenin çocuklarıyız. Nihal’ler 3 kız 1erkek kardeşler, biz ise ben ve bir ablam var. Avrupa’nın işçi ihtiyacının olduğu dönemde giden ailelerden her ikimizin ailesi de. Babam İnşaat Yüksek Mühendisi Deprem Doktoru, Nihal’in babası da Mercedes fabrikasında ustabaşı olmuş önemli bir çalışan. 1984 büyük göçün olduğu dönemde hem Nihal’in ailesi hem de benim ailem aynı dönemde Türkiye’ye kesin dönüş yapıyoruz.

H. Porhan, Kesin dönüşe kadar Türkiye’ye hiç gelmediniz mi?

E. Ayengin, Aslında çok ilginç bir tesadüf yaşanıyor. Her ikimizde Almanya’da doğmamıza rağmen 6-7 aylıkken Türkiye’ye dedelerimizin yanına gönderiliyoruz. Ben ilkokula başlayana kadar dedemi babam, babaannemi annem olarak biliyorum. Aynısı Nihal’de oluyor. Bana göre her insanın bir kaderi var, ama her kaderi yazan bir yaradan olduğuna inanırım. Yaradan bizim için güzel bir kader yazmış. Aynı şeyleri aynı hayat çizgisinde yaşamış.

Doğum yerimiz Almanya

H. Porhan, İkinizde Almanya’da doğdunuz ama baba memleketleri neresi?

E. Ayengin, Ben Bayburtluyum, Nihal İzmirli. Nihal’in ailesi Türkiye’nin bir ucu benim ailem Türkiye’nin bir ucu. Aslında onun ailesiyle benim ailem arasında çok büyük kültürel farklılıklar var. Aslında bizimki imkansız bir aşktı. Ama kaderimize yazılmış.

H. Porhan, Peki spora nasıl başladın? Nasıl tanıştınız?

İşte film bundan sonra koptu. Neredeyse aile faciası çıkacaktı. İş tamamen bizim kontrolümüzden çıktı. Engin Beyle Nihal Hanım arasında tatlı bir atışmaya döndü. Bu yaşananlara kızları İdil şaşkınlık içinde izliyordu. Anne ve babasını bu güne kadar böyle görmemişti. İdil duydukları karşısında sanki anne ve babasını yeniden tanıyordu.

N. Ayengin, Almanya’da eğitim aldığımız için çok şanslıydık. Spor eğitimin bir parçasıydı zaten. Orada çocukları hangi spora yatkınsa ona göre yönlendiriyorlar. Biz o yüzden Türkiye ye gelince kısa zamanda büyük bir başarı sağladık. Ben 15 yaşındaydım voleybola başladığımda bu normalde herhangi bir spor dalı için çok geç bir yaş. Ama zaten biz orada ilkokulda her hafta spor salonunda spor yapılıyorduk. Yüzme, Voleybol, atletizm, basketbol, futbol gibi branşlarda yarışmalar oluyordu. İyi bir alt yapımız olduğu için burada geç bir yaşta başlamamıza rağmen kısa zamanda vazgeçilmez sporcular olduk. Ben Almanya’da daha çok atletizmle ilgileniyordum ve önemli puanlar kazandırmıştım ve voleybolla hiç ilgilenmemiştim.

46 kez Bayan voleybol milli takımında oynadım

H. Porhan, Voleybolla burada mı tanıştın?

N. Ayengin, Evet döndükten sonra da tesadüf oldu voleybolla uğraşmam çünkü voleybolu hiç bilmiyordum. Ben daha çok ferdi bir spor yapmak istiyordum her zaman. Tenis oynamak istiyordum aslında. Ama kısmet değilmiş Türkiye’de ferdi sporla ilgili hiçbir şey yoktu. Okul’da gel boyun uzun senin takıma gir dediler. Yaz okuluna gittim başladım. İlk yaz okulunu bitirdim hemen bir kulüp aldı. İzmir’de 4 sene Tuborg’da oynadım. Bunun 2 senesi 1. Ligdeydi. 1 sene Karşıyaka da oynadım o da 1. Ligdeydi ondan sonra Ankara Vakıf Bank’a transfer oldum 1992’de transfer oldum.

H. Porhan, İyi de siz İzmir’de Engin Bey İstanbul’da nasıl farklı sporlarla ilgileniyorsunuz tanışmanız nasıl oldu?

N.Ayengin, Ben İzmirden Ankara VakıfBank’a 1992’de transfer olduğumda aynı yıl Engin’de İstanbul’dan Ankara’ya transfer olmuş. İkimiz yine aynı yıl Ankara ya gelmiş olduk. VakıfBank’ta bizim takımda İstanbul’dan Fenerbahçe’den gelen bir kız vardı. O’da Fenerbahçe’den dolayı Engin’i tanıyordu. Bana bir gün Fenerbahçe’den bir arkadaşım gelecek ziyaretime sende gel hoş sohbet biridir dedi. Bende daha 3-4 aydır Ankara’dayım kimseyi tanımıyorum. Olur dedim ve enginle ilk o gün tanıştık.

H. Porhan, Kimdi bu çöpçatan?

E. Ayengin, Çöpçatanlık yok ortada.

N. Ayengin, Çöpçatanlık yok ama “Bak sen Almanya’dan gelmişsin, o arkadaşımda Almanya’dan gelme yani ortak bir nokta var sohbeti iyidir” dedi. Hani öyle ara bulayım gibi bir girişim yok ortada. Çünkü daha önce ne o beni gördü, ne de ben onu gördüm.

Ona söyle onunla evleneceğim

İşte filmin koptuğu anlar başlıyor.

E. Ayengin, Ama şöyle oldu, Özlem’in yanına gittim Nihal geldi. Tabi bizi biraz ukala buldu ve Nihal kalktı gitti. Özlem dedim bu kıza söyle onunla evleneceğim dedim.

N. Ayengin, Ama çok konuşuyordu. Daha ilk defa gördüğüm birinin bu kadar çok konuşması ve ukalamsı havalarına sıkıldım. (Herkes gülme krizine giriyor)

E. Ayengin, Şaka yapmıyorum aynen böyle söyledim “ona söyle onunla evleneceğim” dedim. “Hadi be” dedi. Madem siz inanmıyorsunuz ben bu işi bağlarım sende göreceksin dedim.

H. Porhan, Nasıl oldu peki?

E.Ayengin, Ben ne sevdiğini öğrendim mesela kek, pasta. Tak antrenmandan çıkıyorlar ben kekle evdeyim. Tak antrenmandan çıkıyorlar pasta, her gün kek pasta olur mu Allah aşkına? Pizza yemeye gidelim mi? Haydi bir çorbacıya gidelim falan derken iş tamam.

N. Ayengin, Çok kısa sürede oldu. Aslında ilk başta çok iyi arkadaştık. Çok eğleniyorduk. Çok hoş sohbetimiz oluyordu. (O günlere hayranlık duyarak anlatır ve kahkahaları hiç eksik olmaz)

H. Porhan,  Peki bu ilk görüşme hangi tarihte oldu?

E.Ayengin, 1992 Kasım

N. Ayengin, Tabi iş ciddiye binince durgunluk oldu. İlk başta çok eğleniyorduk.

H. Porhan, Peki bu tanışma pastalaşma ne kadar sürdü?

E. Ayengin, Ben işi uzatmam Henife Hanım. İşi uzatmam ben. 3 haftada evlenme teklifini ettim. Direk böyle bodoslamasına.

H. Porhan, Nasıl ettin nerede ettin?

E. Ayengin, Ankara’da İsmail diye arkadaşım var. 3-5 arkadaş Alpay konseri düzenleyeceğiz.  Alpay konserinden 2-3 gün önceydi herhalde hep beraber yemeğe gittik biz kebap yemeye gittik. Özlem, Nihal, ben, İsmail oturuyoruz lavaboya gitti bunlar İsmail dedi ki “nedir oğlum durumunuz”  bende “evleneceğiz ağa” dedim “manyak mısın lan dedi ben evleneceğim” dedim. Neyse 1 hafta sonra falan Alpay konserine gideceğiz İsmail’inde spor mağazası var Ankara da.

İdil Ayengin kulaklarına inamadı

N. Ayengin, Sakın sakın buraları anlatma.

E.Ayengin, Geliyor vurucu olay.

N. Ayengin, Enginnn yapma ne olur.

E. Ayengin, Tabi benim o zamana kadar takım elbise palto falan giydiğim yok. Güzelce giyindim ben Çankaya’da mağazaya gideceğim. Beni bekliyorlar yürüyen merdivenlerle böyle aşağıya iniyorum takım elbise palto traşlı Nihal’de mağazada böyle pufun üzerinde oturuyor Nihal beni o şekilde görünce puftan düştü.

(herkes kahkahalara boğulur kızıları İdil ilk defa o anda öğrendiği için kahkahalara boğuldu)

N. Ayengin, Abartı, düşme yok.

E. Ayengin, Bak Henife Hanım bende abartı yok. Aynen böyle oldu.

N. Ayengin, Abartıyorsun Engin abartıyorsun tam olarak öyle olmadı. Sadece şöyle oturuyordum (eli çenesine dayalı, bacak bacak üstüne atlmış vaziyette burasını uygulamalı olarak gösteriyor) bekliyordum artık hani ne zaman gelecek artık diye. Sonra geldiğini görünce şöyle oldum (eli çenesinden kayar, ayağı hafif kayar ve başı hafif öne eğilir)

E. Ayengin, Daha ne olacaksın kafanın üstüne mi çakılacaksın. Tabi şimdi koltuk rahat ya o pozisyon çıkmıyor ortaya. Puflar küçük böyle lambur lumbur düştü.

N. Ayengin, Düşmedim Engin.

H. Porhan, Tamam olay anlaşıldı şimdi düşüp düşmediğini bilmem ama tam afallamış ftam zamanı teklifi patlatmak lazım?

E. Ayengin, Kaçarmı benden. O gece de evlenelim dedim. Böyle bodoslamasına. Baya bodoslamasına

N. Ayengin, Ben inanamadım. Benim tanıdığım bu muydu diye (onu gördüğü günün etkisinden çıkamamış bir durumda) (kahkahalar) Her gün eşofmanlı görünce bir de böyle takım elbiseyle.

H. Porhan, Peki cevap? O gün verildi mi?

E. Ayengin, Mümkün mü abicim gözünü seveyim ya. Tam sendelemiş bu fırsat kaçar mı?

N. Ayengin, Sendelemişken söyleyeyim ha!

E. Ayengin, Ben tek hareketle böyle öyle bir sersemletirim cevabımı alırım sonra dönüş yok bu işten

H. Porhan, Yok artık böylede olmamıştır?  

E. Ayengin, Allah Allah. Samimiyetimle söylüyorum abartım yok. Aynen bu şekilde gelişti. Gece Alpay’ın konseri hop kutlama, kutlamada pat evlen benimle. Yani benimle evlenir misin falan yok evlen benimle. Oldu hadi gidelim. (kahkahalar) Yok harbiden gerçekten babayiğit kız samimi söylüyorum sana harbiden babayiğit kız. 1993’ün yazında Marmaris’e gittik.

H. Porhan, Abi cevabı almadık ya daha?

E. Ayengin, Bir dakika bir dakika anlatıyorum işte. Allah Allah. 1993’ün yazında Marmaris’e gittik 4 günlüğüne. Kimseye haber vermedik ince söz yüzüğü aldık ikimiz. Yat gezisine çıktık Aysel teyze kulakları çınlasın yatın sahibi yat açıldı. Aysel teyze bizi sözlesene dedik. Hani kaptan nikah kıyar ya. Aysel teyzeyi kaptan yerine koyduk bizi sözledi yani aslında biz nikahlandık. Şimdi Marmaris’ten ayrılıyoruz Nihal İzmir’e ailesinin yanına gidiyor bende Ankara’ya dönüyorum. Babasının karşısına çıkmış demiş ki canım babam sizden gizleyecek değilim ben sözlendim demiş. Bende Ankara ya gittim o esnada amcamın düğün hazırlıkları var babam nasıl telaşlı biliyor musun amcam evlenecek diye. Babam büro da ben babamın masasına kocaman bir tatlı aldım götürdüm koydum. Oğlum bu ne dedi. Asıl kutlama bende de haberiniz yok. Ben Nihal’le sözlendim dedim. Babam hiç bir şey demedi.  

Evlen benimle dedi bende tamam dedim

H. Porhan, Evlilik teklifinde ki cevaba gelelim. Sizin hala ne cevap verdiğinizi öğrenemedim?  

N. Ayengin, Hayır demedim tabiî ki de. O nasıl sorduysa bende öyle cevap verdim. Engin evlen benimle dedi. Bende tamam dedim.

E. Ayengin, Gerçekten böyle şaka yapmıyorum. Evlen benimle dedim tamam dedi. Bak dönüşü yok bu işin dedim. Tamam dedi.

H. Porhan, Peki sonra ne yaptınız evlilik olayı nasıl oldu?

EB: Biz aslında 1994’de evlenecektik, o zaman amcamın düğünü olduğu için bizimki bir yıl sonraya kaldı. Düğünümüz 1995 seçimlerine geldi. Biz aslında düğün falan istemiyorduk. Mütevazı olduğumuz için biz bir nikah kokteyl yapalım istiyorduk. Eşyalarımızı aldık annenin babanın hiç kimsenin haberi yok. Alınması, hazırlanması gereken her şeyi hazırladık 1995’de babam milletvekili aday adayıydı. O telaştayken Nihal sen annene dedin düğün yapmıyoruz. Annesi telefon açtı bana. Ne demek düğün yapmamak dedi. Yapmayacağız dedim.

N. Ayengin, Ama şey rahmetli Engin’in annesi de.

E. Ayengin, Dur şimdi oraya geleceğim bir saniye önce annenle konuştum sonra annemle. Tabi o gün ki gençlik toylukta var, bende kayınvalidemi severim o da beni çok sever ama herhalde ilk o zaman atışmamız olmuştur. “Ne demek düğün yapmıyoruz” dedi. “Kızınla aldığımız karar bu” dedim ne demek dedi. Yahu siz bize bir şey aldınız mı? dedim. Bizim ihtiyacımıza dair bize geldiniz mi? hem kendi aileme hem Nihal’in ailesine söylüyorum. Bırakında bizde böyle bir karar almış olalım dedim. Böyle kapattık telefonu sonra annem girdi devreye siz dedi düğün yapmıyor musunuz dedi yapmıyoruz dedim. Baban ne dedi diye sordu babamın da çok umurunda değil dedim. Annem babama bir telefon açtı. Bir tane evladım var gelinlikle damatlıkla isterim kıyametleri kopardı. Paldır küldür bize düğün yapıldı. Hem de 4 gün içinde.

N. Ayengin, 4 gün önce Çarşamba günü karar verilmiş yer tutulmuş Cumartesi günü düğün olacak yani arada 3 gün var bizimkiler İzmir’den gelecek biz davetiye göndereceğiz millete dağıtacaklar. Yani o kadar kısa sürede ve ama o kadar rast gitti ki anlatamam.

E. Ayengin, Rast gitmesi ayrı bir olay. 4 gün içerisinde başka bir yer bulmamız gerekli. Ama yer yok her taraf dolu. 600 kişilik büyük bir solon bulduk. Biz her şeyimizi kendimiz yapıyoruz yardım eden kimse yok. 200 davetiye bastırdık babam milletvekili aday adayı bunları o an hesaplayamadığımız gibi bir de şunu yaptık sana da davetiyeye gerek mi var ya ayıp ediyorsun al yengeyi gel. Şimdi biliyor musun tek düğün resimlerimiz bunlar. Albümümüz falan yok bizim fotoğraflarımızı çeken adi fotoğrafçı bile bizden sonra battı gitti dükkanı kapattı. Herif albümü de aldı götürdü bizim. Fotoğrafları çekildik kaldı. Biz ikimiz garip yani bir de teyze oğlu var.

N. Ayengin, Hayır mesela en basit o gün Cumartesi günü düğün var sabah kalktık rahmetli annesi dedi ki kızım kuaför?, ben unuttum onu dedim.

E. Ayengin, Ya kimse bizimle ilgilenmiyor bak (sitemkar, Nihal hanım gülmekte)

N. Ayengin, Bu arada bizim antrenmanlarımız var, kamplarımız var biz onlara gidip geliyoruz. Sizin sekreter vardı ya Nazmiye kız geldi bu ne dedi elinde bir şeyler vardı duvağın yanına koymuşlar ne bileyim ben Nazmiye dedim al bak neyse ne. Kızım çiçek bunun içine konacak çiçeğin nerede senin? Aaa çiçek olacak mıydı dedim gitti kız çiçek buldu.

E. Ayengin, Daha önce evlensem tecrübe sahibi olurdum. İlk kez evleniyoruz ne yapalım. Yahu gelin arabasını bile ben kullanıyorum daha ne diyelim. Ben ve Nihal arkada da teyze oğlu var iki arabalık konvoy.  

N. Ayengin, Ama her şeye rağmen çok güzel ve harika bir düğün oldu. Ben çok eğlendim, hatta yolda gidiyoruz kırmızı da duruyoruz millet dönmüş bize bakıyor ben o an kendimin gelinlikle olduğumu unutmuşum Engin bu insanlar neden bana bakıyor diyorum. Gelinliklesin ya dedi. Aaa doğru ya, mutluluktan gelinlikle olduğumu unutmuşum.

Nikah 1 dakika sürdü

E. Ayengin, 8’de nikahımız kıyılacak düğünümüz başkent öğretmen evinde. Sabahtan da arabayı süslettim önüne de güzel bir bebek koydular gelin arabasının ya. Nihal’i evden almak için yukarıya çıktım indik gelin arabasının önünde ki bebeği çalmışlar.

N. Ayengin, Ben hep sade olsun istiyorum. Bir baktım, “Ya engin sade dediysek bu kadarda demedik bir bebek olsaydı bari” dedim. (muhteşem bir kahkahayla)

E. Ayengin, Almışlar kızım ben ne yapayım. Önde teyze oğlu arkada ben dikmenden çıktık Köroğlu işte Doğangüneş falan geziyoruz saat 9’a çeyrek var 8’de nikah memuru bekliyor bizi. 9’a çeyrek var Ankara trafiği dattiri dattiri iki araba geziyoruz. O gün dehşet bir olaydı Başkent Öğretmen evine geldik her taraf çelenk belki abartmayayım 1000 tane falan vardı.

N. Ayengin, Çok kalabalıktı, millet yer bulamamış çoğu. Birbirimize diyoruz ya bu kadar insan çağırdık mı biz?.

E. Ayengin, Davetiye 400 ya bizim kafa 400’de salonun önüne geldik ikimiz gireceğiz insan yığını var salondan dışarıya taşmışlar herkes bizim yüzümüze bakıyor. Ya müsaade ederseniz biz geçelim dedik. Kendi düğünümüze neredeyse giremeyecektik. İnsanların arasından sürtüne sürtüne güçlükle içeri girebildik. Neyse nikah memuru da biz vardık hemen gelinle damat geldi dediler. Nikah memuru burnundan soluyor. 1 saattir bekliyor adam bizden sonra 3 nikah daha kıyacak. Oturduk hemen masaya kasetten seyrediyorum bizim nikah kıyma süremiz 1 dakika. 1 dakika 1 dakika. Hayır Aysel teyze daha bir böyle özen gösterip merasim yapmıştı. Yatta uzun uzadıya konuştu. Ama nikah memuru var ya burnundan soluyor. İmzayı attık verdi evlilik cüzdanını çıktı gitti. Rahmetli babam mikrofonu eline bir aldı Allah’ım Ya Rabbim bizim düğün düğünlükten çıktı. Milliyetçi Hareket Partisi mitingine döndü. Yemin ediyorum. Bizde bir de o gece var ya bu deli etti beni. Engin gelinliği çek, Engin gelinliği çek ehh be Nihal git değiştir gelinliği dedim. Neyse bizim düğün miting havasında oldu babam sayesinde. Adam milletvekili adayı bulmuş kitleyi kaçırır mı? Bin 500 belki 2 bin kişi var.

E. Ayengin, Neyse miting havasında konuşmadan sonra bizim Bayburt bağları başladı dan darandan dan darandan Bayburtlular böyle çıktılar haydeeee. Sözde 3 parça oynanacaktı 2.5 saat horon oynadılar. Saat oldu 1, bir de bizim spor camiası siyaset falan arkadaş göbek atmayacağız mı dediler bir de onlar başladılar yemin ediyorum var ya zaten saat kaçtı. Tabi canım 3 gibi bitirdik eve gittik üstümüzü değiştirdik imam nikahı kıyıldı.

N. Ayengin, Bu arada saat 3’de düğün bitti. Eve gelmemiz 5 falan. Ve ben sabah İstanbul’a gideceğim.

E. Ayengin, Evet ya. Eve geldik üzerimizi değiştirdik ben hanımı bir saat sonra olcu ettim. İstanbul’da maçları vardı. Vallahi yatağa girmeden uğurladım. Böyle bir şey var mı ya?

H. Porhan, Yok artık bu kadarı da fazla, şaka yapıyorsunuz?

N. Ayengin, Şaka değil vallahi izin vermedi adam üstelik düğüne bile geldi ama sabah yola çıkıyoruz dedi hoca.  

E. Ayengin, Yöneticiler hepsi geldiler spor camiasından.

N. Ayengin, Hepsi geldi de hani o sene ki bir Rus antrenörüz vardı. Aslında önemli bir maç değildi yani çok rahatlıkla yedeklerde çıksa yenilebilirdi.

E. Ayengin, Gıcıklığına yaptılar. Lan düğün yapmışlar sabahında maça çağrılır mı bir hafta izin ver bir balayına çıkalım. Yok abi.  

N. Ayengin, Adamı da görünce takı takarken gidiyorlar artık ben yarın gelmeyeceğim değil mi? Diyorum. Şu saatte havaalanında olacaksın dedi. Ayyy inanamadım ya adama nasıl sinirlendim bu ne yaa.

H. Porhan, Zaten düğün 3’te bitti?.

E. Ayengin, Yatağı kurmadan yolladım diyorum ya.

N. Ayengin, Hatta kızlar benimle dalga geçmişti.

E. Ayengin, Yahu her şeyi o kadar aceleyle yapmışız ki eve tüp bile almamışız düşün yani.

N. Ayengin, Çay demleyeceğiz evde tüp yok. Ama bir şey fark etmez ben zaten gittim.

E. Ayengin, Neyse aslında düğünde bizim Türk milleti vur patlasın çal oynasın kısmına geçtik valla damat ben miyim gelin Nihal’mi? kendi düğünümüzde miyiz evlenen biz miyiz eğer anladıysam namerdim. Şimdi bu düğünler var ya sinevizyon gösterisi vallahi çok özeniyorum. Bir nikah daha yapasım geliyor.

Ö. Mazi, Tamam nikah tazeleyelim o zaman?.

N. Ayengin, 1995-2015 tam 20 yıl olmuş aslında bir nikah tazeleme zamanı gelmiş.  

Konuşulacak o kadar çok şey var ki bu güzel sohbetin ancak dörtte birini yaza bildik. İki bölüme ayırdık ve hala bazı bölümlerine yer veremedik. İkinci Bölümde Engin Ayengin’in spor hayatı nasıl başladı, Futbolcu olmak için kapısını çaldığı İlhan Cavcav’ın hangi sözüne kızıp kaçarak dışarı?, futboldan niye basketbole döndü?, kime kızıp 6 ayda basketbolcu oldu, Fenerbahçe’ye nasıl transfer oldu? Kimlerle oynadı? Çocuklarının doğumunda neler yaşadı, Neden Allah bize çocuk nasip etmeyecek galiba dedi? Hepsi ve daha fazlası Nihal ve Engin Ayengin röportajının 2. Bölümünde.

BİR YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz