Ana sayfa AFYONKARAHİSAR Ayılara yem olmaktan ucuz kurtulduk

Ayılara yem olmaktan ucuz kurtulduk

91
0

Yolculuk devam ederken her gittiğimiz yerde şaşırmaya devam ediyoruz. Nepal keşfedilmeyi bekleyen bir dünya. Nepal’in her bölgesinde birbirinden ilginç şeyler görmeye alıştırmalısınız kendinizi. Nepal’in en büyük ve en ünlü doğal yaşam alanı olan vahşi yaşama, Chitwan’a gidiyoruz.

Nepal’de ikinci durak:Chitwan

Dört gün geçirdiğimiz başkent Katmandu’dan doğal hayatı ve gerçek bir ormanı görmek için sadece sabahları otobüslerin kalktığı otobüs terminaline gidiyoruz. Otobüs terminali diyince aklınıza sakın bizim terminallerimiz gelmesin. Ancak Afrika’da gördüğüm terminallere göre daha iyi olduğu da kesin. Sabah erkenden kalkıp eşyalarımızın hepsini yanımızda taşımayalım diye bir kısmını alıp kalanı otelin emanet odasına bırakıyoruz.

Terminale yürüyerek gidiyoruz otobüs için biletlerimizi alıyoruz. Aradaki mesafenin 150 km olduğunu duyunca birkaç saate kadar ordayız diye düşünüp seviniyoruz. 3 saat sonra durduğumuzda, geldiğimizi sandığımız yer meğer mola yeriymiş. Her şey her yer ilginçliklerle dolu bu ülkede. Açık büfe kurmuşlar bu tesis de ve her şeyin tadını merak ediyoruz o yüzden hepimiz farklı şeyler alıp tadına bakıyoruz. Bol baharat ve acı yemeklerin ortak özelliği.

Bizim gibi sıcak kanlılar

Bu arada yollar genelde toprak, asfalt olan yerlerse bozulmuş ve genelde derin uçurumların çevresini dolanarak geçiyor. Tabii böyle olunca da 150 km yolu nerdeyse 7 saatte tamamlamış olduk. Nepal’e gelmeden, daha önce buraya gelen arkadaşımızın aracılığı ile bir rehberle tanışmış ve birkaç kez de konuşmuştuk. Ravi bizi terminalde bekliyordu. Sanki yıllardır tanışırmışız gibi kucaklaştık rehberimizle. Çok sıcakkanlı Nepal halkı aynı biz Türkler gibi misafirperver.

Ravi bizi arkası açık jipine alarak kalacağımız otele geliyoruz. Burası iki katlı bahçesi çiçeklerle dolu güzel bir yer. Eşyalarımızı odalarımıza bıraktıktan sonra Ravi ile programımızı yapmak için bahçeye çıkıyoruz. Burada yapacağımız pek çok aktivite var. Fillerle safari, ormanda yürüyerek ve ya jip safari ve çevresi timsahlarla çevrili nehirde kano ile turu. Biz bunların hepsini yapmak istediğimizi söylüyoruz.

Ormanda macera başlıyor

Sabah Ravi yanımıza sadece içecek almamızı söylüyor ve bir de küçük bir orman dersi veriyor. Yürüyerek gezeceğimiz ormanda birbirinden tehlikeli hayvanlar karşımıza çıkarsa bizim panik olmamamızı, bağırıp kaçmamamızı sakin olmamızı söyledikten sonra jipe biniyoruz ve nehre geliyoruz. Kanoyla ormanın bulunduğu tarafa geçiyoruz. Hepimizin birlikte bindiği bu kano sadece gövdeleri oyularak hiçbir çivi olmadan yapılıyormuş.

Bize hiç güvenli gelmese de taşıma ve ulaşım bunlarla yapılıyor olmasını gördükten sonra tereddütten kurtuluyoruz. Nehrin içinde giderken etrafımızda ve kıyıda timsahlarla karşılaşmak aklımı alıyor. Sanki bir film setindeymişiz gibi hissettiriyorum kendimi. Timsahlarla dolu bir nehirde yarım saat süren yolculuktan sonra ormana geliyoruz.

Yolculuğumuz artık yürüyerek devam edecek. Öğleye kadar ormanın içinde bize göre vahşi hayvanların arasından yolculuğumuz devam ediyor. Kendimi bir macera filminin ortasında gibi hissediyorum. Filler, gergedan, su aygırı, geyikler, değişik kuşlar. Ama asıl bizim görmek istediğimiz meşhur Nepal kaplanı. Rehberimizde birkaç kez karşılaşmış bu kaplanla. Her yıl gelen turistler bu hayvanların saldırısına uğrayıp ciddi yaralanmalar oluyormuş. Birçok meraklı turist kaplanlar tarafından parçalanmış. Buna rağmen kaplanları görmek için dayanılmaz bir istek var içimde.

Ormanın çeşitli yerlerinde 3 katlı gözetleme kuleleri var. Öğle saatlerinde hem yorulmuş hem karnımız acıkmıştı bir şekilde bu kulelerden birine çıkıp rehberimizin bizim için getirdiği yemekleri yiyerek sohbet ettik. Biraz dinlendikten sonra orman gezimize devam ediyoruz. Burası gerçekten farklı bir dünya. Rüya gibi bir ormanın içinde o güne kadar hiç görmediğim ağaçlar, hayvanlar, termitlerin yaptığı nerdeyse ağaç büyüklüğünde evleri. Her şey çok ilginç.

Ayı ile karşılaşma

Rehberin biri önde diğeri grubun arkasında yürüyüşümüze yaya olarak devam ederken arkadaki rehber bir anda hızlanarak ön tarafa geçerek grubu durdu. Birşeylerin ters gittiğini anlamıştım. Bize sessiz olun işareti yapıp etrafı incelemeye başladırlar. Ne olduğunu anlamaya çalışırken neredeyse kalp atışlarımızı duyuyorduk. Hepimiz bir bine yaklaştı ve merakla ne olduğunu anlamaya çalışıyorduk.

Rehberler sesiz olun diye işaret yaptıktan sonra bir insan boyunda olan çalıları ellerindeki sopalarla açtıklarında koca bir ayı ile burun bura geldik. Rehberin hemen arkasında olduğum için ayının ağzının içini gördüm ve nefesini suratımda hissettim. İşte o ana resmen bacaklarım titredi. Bu güne kadar hayatım boyunca hiç böyle büyük bir hayvanla karşı karşıya gelmemiştim. Ayı kükrediğinde ağzı kafamın tamamını yutacak kadar açılmıştı. 

Ailem gözlerimin önünden geçti

Rehberin sabah bize verdiği dersi çoktan unutmuştuk. Panikten ne yapacağımızı bilmiyorduk.  Geriye dönüp koşmayı düşündüm. Ya koşarken düşersem ayı’nın bana yetişmesi sadece 20 saniye sürer. O kısacık anda aklımdan yüzlerce senaryo geçiyor. Ne işim var burada Afyon’un suyumu çıktı eşim, ailem arkadaşlarım gözümün önünden geçiyor. Bir anda hep birlikte kaçmaya başladık. Hayatımda hiç bu kadar hızlı koşacağımı sanmıyordum. Ekibin en önünde ben koşuyordum.

Nefesimiz kesilene kadar koştuk. Arkamızdan sesler geliyordu ama ne olduğunu bilmiyorduk ve arkamıza bile bakmıyorduk. Ne yapacağımızı bilemeden birbirimize bakıyorduk ve kimse konuşamıyordu. Rehberlerimize ne olduğunu bilmiyoruz. Ya onların başına bir iş gelirse bu ormandan nasıl sağ çıkacağız. Saniyeler bile bize bir ömür gibi geliyor. Şaşkın ve panşk halde çaresizce nereye gideceğimizi tartışıyoruz. Ya ayılar bize saldırırsa ne yaparız? 

Ölümden dönmüşüz

Ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Ağaçların arasından yine bir ses gelmeye başladı. Hepimiz çığlık atmaya başladık ve tam kaçmaya hazırlanırken rehberlerimizin sesini duyuyoruz.

Ellerindeki sopalarla yere vurarak ayıyı korkutmuşlar. Ayının üstünde yavrusu olduğu için de bizi sadece korkutmuş olduğunu söylüyorlar yoksa bu karşılaşma ölümle sonuçlanabilirmiş. Tabi hala tehlikedeyiz.

Durum değerlendirmesi yapmak için bir gözetleme kulesi bulup çıkıyoruz. Dürbünle baktığımızda biz tehlike olarak gören kalabalık bir ayı ailesinin o bölgede toplandığını görüyoruz. Bütün bunlar yetmez gibi geyik sesleri duyuyoruz. Rehberlerimiz geyik seslerinin yakında Nepal Kaplanı olduğunu gösteriyor dedi. Yaşadığımız dehşet ve korku yetmez gibi birde Kaplan olayı tek kelimeyle nefesimizi kesiyor.

Bir köye sığınıyoruz

Biz gözetleme kulesinden ayrılmak istemiyoruz. Ormanın en güvenli yeri bu kuleler. Ama bu arada hava kararmaya başlıyor ve biran önce ormandan çıkmalıyız, hazırlanan programın oldukça gerisinde kalmışız. Tüm cesaretimi toplayıp koşar adımlarla nehre doğru gidip kanomuza biniyoruz ancak hava karardığı için nehirde tehlikeli önümüzü göremiyoruz. Rehberler nehir kenarındaki en yakın köye sığınmamız gerektiğini söylüyor.

Bir süre nehirde ilerledikten sonra bir köy görünüyor. Rehberimiz bir köylüyle konuşarak hiç tanımadığımız bir köy evinde misafir ediyorlar bizi. Tanrı’nın unuttuğu bu köyde ne elektrik var ne telefonlarımız çekiyor. Hep birlikte bizim için hazırlanmış olan eve giriyoruz. Duvarda kertenkeleler, kapısı kapanmayan bir oda da, tüm yaşadıklarımız için ‘vay anasına’ diye diye kendimizden geçerek uyumuşuz.

Tekrar Chitwan ve filler

Sabah olduğunda Ravi bizi tekrar aldığı yere götürüyor. Bu sefer fillerle bir safari yapıyoruz. Bir gün önce yaşadıklarımızın yanında bu fil gezisi çok eğlenceli geçiyor. Hele nehirden geçerken fillerin suyu çekip bizi ıslatmaları fillerin ne kadar zeki öğrenci olduklarını gösteriyordu. Filler burada hayatın bir parçası. Taşımada, ulaşımda hep filler kullanılıyor. Akşama bu sefer rehberimiz bizi evine yemeğe davet ediyor.

Evin damında, bizim için hazırlanmış yemekleri ellerimizle yiyoruz ve ailesiyle tanışıp fotoğraf çekiyoruz. Bu iki günlük yorgunluktan sonra otelimize geri dönüp eşyalarımızı hazırlıyoruz. Çünkü burada ki günlerimiz bitmişti. Ravi bizi tekrar terminale getiriyor. Vedalaştıktan sonra medeniyet buraya gelmesin diye umut ederek Nepal’in ikinci büyük şehri, bir zamanlar hippilerin merkezi olan ve o muhteşem Everesti görmek için Pokahara’ya doğru yola çıkıyoruz.

BİR YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz