Ana sayfa GEZİ Afyon’dan Nepal’e Şule’nin seyir defteri

Afyon’dan Nepal’e Şule’nin seyir defteri

131
0

Cafelife’ın gezgin yazarı Şule Özürün Bendler Afyon’dan Nepal’a doğru 19 Mayıs’ta yola çıktı.

Yolu açık olsun ama sayfası boş kaldı. Burası artık onunla bütünleşti. Şule Hanım yollarda olduğu için yazamayacağına göre onun yerine yol hikayesini biz yazmaya karar verdik.

Şule Özürün Bendler Afyon’dan motosikletine binerek Antalya, Konya, Kayseri, Sivas, Erzurum, Ağrı, Doğubeyazıt, İran, Pakistan, Hindistan’ı geçtikten sonra Nepal’e varacak. Bu yolculuğun hikayesini onun notlarından yola çıkarak sizlere aktarmaya çalışacağız.

19 Mayıs 2016 ParkAfyon önünde tüm hazırlıklar yapıldı. Saatler 18.00’ı gösterdiğinde Şule’yi yolcu etmek için arkadaşları, dostlar, motosiklet tutkunları, sponsorları bir bir gelmeye başladı. Gelen herkes Şule kadar heyecanlıydı. Afyon’dan bir Türk kadını tek başına 10 bin kilometre yol kat edip Türkiye, İran, Pakistan ve Hindistan’ı geçip Nepal’e varacak. Herkes onunla fotoğraf çektirmek için yarış halindeydi.

Anyalya’da motoru yeniliyorlar
Yolculuk startı için yapılan merasimler bittikten sonra bizim kız bastı gaza tarih 19 Mayıs 2016. Mayıs’ın yarısını çoktan geçmiştik ama hala havalar soğuk ve yağmurluydu. Eğirdir Gölü içinde bulunan ada’da bir balık molası verdi. Gölün ihtişamlı güzelliğine bakarak karnını doyurduktan sonra Antalya’ya doğru yola çıktı. Geceyi Antalya’da geçirdikten sonra 2 gün daha Antalya’da deneyimli motosiklet ekipleri motoru adeta yenilediler. Yolculuk sırasında neler gerekliyse ve Şule’de bulunmayan ne varsa monte ettiler.

22 Mayıs Pazar sabahı sıkı bir kahvaltıdan sonra yollara düştü. Kapadokya’ya kadar benzin, su ve yemek ihtiyacı dışında durmadan gazladı. Yolculuğun bir kısmı yağmur altında geçiyordu. Soğuk neredeyse içine işleyecek kadar hissediliyordu. Şeydişehir levhası önünde kısa bir fotoğraf molası verdi. Hava kararmak üzereydi. Daha gidecek çok yolu vardı. Yeniden motosikletine bindi ve gazladı. Gece yarısına doğru Kapadokya’ya vardı. Kapadokya’da motorcular karşıladı ve 2 gün misafir ettiler.

7 günde bin 500 kilometre
24 Mayıs Salı sabahı yeniden yola çıkma zamanı gelmişti. Güzergah Kayseri oldu. Yol boyunca yine yağmur ve soğukla mücadele etmek zorunda kaldı. Islanmamak için yağmurluğunu sıkıca giydi. Yağmurlu bir havada yollar bir motosikletçi için hiçte kolay değildi. Özellikle yanından geçen kamyon ve tırların rüzgarı neredeyse Şule’yle birlikte motorunu yoldan fırlatacaklardı. Tüm bu olumsuzluklara kulaklından gelen müzik sesine yüksek sele eşlik ederek direniyordu. Kayseri’ye vardığında onu bekleyen dostları vardı. Birkaç dost görmek ona iyi gelmişti. Gerilen sinirleri yatıştı yüzüne gülümseme geldi.

25 Mayıs Çarşamba Kayseri’den Sivas’a doğru yola çıktığında havada kara bulutlar dolaşıyordu. Yağmur yağmak için onun yola çıkmasını bekliyordu. Şule kaskını takarken gökyüzüne baktı. Artık güneşi özlemişti. Yola çıktığından beri kara bulutlarla yolculuk yapıyordu. Motoruna bindi gaza bastı. Daha yola çıkalı yarım saat ancak olmuştu. İlk yağmur damlaları kaskının camlarına düşmeye başlamıştı, ilerleyen saatlerde yağmur şiddetini artırdı. Hatta bir ara dolu yağmaya başlamıştı. Sivas’a vardığında yola çıkalı 7 gün olmuştu. 7 günde tam bin 500 kilometre yol gitmişti.

Karabulutlarla arkadaş oldu
Şuleyi Suşehrin’de Yusuf Seven ve eşi karşıladı. O anları Şule söyle not ediyor, “Zara’dan sonra hem dolu, hem yağmur, hem viraj, hem de yol yapımları beni çok zorladı. Çok keyif aldım, Harika bir sürüş yaptım. Hele akşam Suşehri’ne gelip odama yerleştikten sonra Yusuf’un eşinin harika yemekleri günün bombası oldu”

27 Mayıs Cuma bir günlük moladan sonra Erzincan’a doğru yola çıkıyor. Yol arkadaşı bir haftadır olduğu gibi yine kara bulutlar oluyor. Şule’de zaten alıştı onlara. Hatta bazen bulutlarla bile konuştuğu oluyor. Dağları tepeleri aşarak 2010 rakımlı Geminbeli’nde fotoğraf çekmek için mola veriyor. Erzincan’a yaklaştığında onu bir sürpriz bekliyordu. 13 Şubat Motosiklet Kulübü şehre 50 kilometre kala Şule’yi konvoy halinde karşıladılar. Şule’nin gözleri doldu. Birkaç damla yaş aktı ama kaskı olduğu için kimse çakmadı. Bir gün mola vererek Erzincan’da bazı programlara katıldı.

29 Mayıs Pazar Erzincan’dan Erzurum’a doğru yola çıktı. Erzurum’da onu yine motorcular karşıladı. Bir gün Erzurum’da mola vererek şehri gezdi. Çifte minarenin hikayesini üzülerek dinledi. Tarihler 31 Mayıs’ı gösterdiğinde Ağrı dağının eşsiz güzelliklerine bakarak yol aldı.

Gürbulak Gümrük Müdürü Bolvadinli
3 Haziran Cuma, Şule Türkiye’den İran’a geçmek için Gürbulak sınır kapısında. Onu bir sürpriz bekliyor. O anları Şule şöyle anlatıyor, “Gürbulak kapıya geldiğimde Gümrük Müdürü Ceylan Er’in Afyonlu olduğunu duyunca kendimi tanıtmak için yanına gittim. Ben otururken tüm işlemlerim yapıldı. İran tarafına geçince yine oturdum. Tüm evrak işleri yapıldı geldi. Bazargan’dan çıktıktan sonra sabah Doğubayazıt’da tanıştığım Alman Bastian’la tekrar karşılaştık. Birlikte sürdük. Sonra o Urmia’ya gideceğini söyledi. Ben Tebriz’e devam edeceğim dedim.

Şule, “Biraz gergin bir gün geçirince gözüm Tebriz’i yemedi. Daha önceki Maran city’e geldim. Şehrin tek oteline geldim yer yok dediler. Namaz odası var istersen 30 dolara orada kal dediler. İstemeyerek tamam dedim. Sonra bir şeyler yemek için dışarı çıktım. İranlı bir aile beni zorla çaya davet etti. Piknik yapıyorlarmış. Ailenin çok iyi Türkçe bilen Nagme isminde bir kızları var. İstersem onlarda kalabileceğimi söyledi. Tamam dedim ve onların yazlık evinde kalıyoruz. Shrek’inde benim de keyfimiz yerinde.

İran’da Türk olmak çok iyi
4 Haziran Cumartesi Şule’nin notları şöyle, “Burası Nagme’nin annesinin yazlı evi. Alışverişe çıktık. Dün Humeyni’nin ölüm yıldönümüymüş, bugünde anlayamadım bir tatil. Her yer kapalı. Sim kart alamadım. Sadece para bozdurabildim. O da kapalı aslında ama Nagme telefon açınca adam gelip dükkanı açtı.90 dolar karşılığı 321.000 Tümen aldım. İyi paraymış bu. Bugün yine buradayım. Piknik yapacağız. 2 gün kaldığım Maran şehrinde çok güzel dostluklar edindim. Allah inşallah bundan sonrada yoluma hep böle insanlar çıkarsın. Tebriz’e doğru yola çıkıyorum.

6 Haziran Pazartesi Tebriz’den günün özeti, “Öğle saatlerinde geldiğim Tebriz’e, Afyon’da abisi doktor olan arkadaşım Vahide beni karşıladı. Aileden birinin kaza yaptığını duyunca oğlunun arkadaşının otelini ayarladılar. Burada trafik çok kötü, birden önüme kırıp sağa geçiyorlar. Şah gölü ve Laleparkı görmem söylenmişti. Bir taksiyle 30.000 tümene anlaşıp Şah gölüne gittik. Hiçbir özelliği olmayan sıradan bir yer. Yol boyunca tabelalarda Humeyni’ye benzer aksakallı dedelerin resim ve yazıları var. Kadınlar laf ola başlarını kapatıyor. Çok süslüler ve yahşiler. Hepsinin kaşlar kalem gibi. Her girdiğim yerde Türk olduğumu anlayınca hemen Türkçe müzik açıyorlar. Türkleri seviyorlar, ‘konuğumsan’ diyip para almıyorlar.

Şule’nin seyir defteri devam edecek

BİR YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz