Selanik, diğer adıyla Thessaloniki

Eskişehir’den gece 23 sularında büyük bir heyecanla çıktık yola. Yaklaşık 10 saat sürecek yolculuk başladı işte.

Gümrükte çok beklemedik şanslıydık bu kez. ( Benim dördüncü gidişim, daha önce saatlerce beklediğimiz oldu. )
Serin, güzel bir sonbahar sabahı Kavala’ da ilk durak. Kahvaltımızı burada yaptık. Kahvaltıları bizden farklı değil, sunumları da…
Üstü susamla kaplanan simitler Kavala’da çok seviliyor ve ‘koulouri’ adıyla biliniyor. Özellikle sabahın erken saatlerinde kahvaltılık olarak tadabileceğiniz bu simitlerle güne başlamadan şehirden ayrılmayın derim. Koulouri’ nin yanında görüntüsü ve lezzetiyle beyaz peynire benzeyen feta peyniri Yunanistan’ın genelinde en sevilen tatlar arasında. Koyun ve keçi sütüyle yapılan peyniri Kavala’ya geldiğinizde mutlaka tatmalısınız. Ve demleme çay…
Hepimiz kahvaltının ardından “ Kavala kurabiyesi “ tatma yarışına girdik. Adını şehirden alan bu lezzetli kurabiyenin hem sade hem de fıstıklı çeşitleri son derece dayanılmaz. Taze taze fırından çıkan Kavala kurabiyesinin kokusu çok uzaklardan bile duyulabiliyor ve hediye olarak da getiriliyor. Hımm hımm iştah seslerinin ardından ilk günden hediyelik paketlere başladık hepimiz. Ellerimizde poşetler şehir turu için otobüsteki yerimizi aldık…
Kavala şehri, çoğu gezginin Osmanlı ayak izlerini görmek için en azından günübirlik uğradığı rotalardan. İstanbul’ a çok yakın 450km. Günübirlikçilerle dolu burası ve 34 plakalı arabaları sık sık görmek mümkün.
Osmanlı döneminin önemli ticaret merkezlerinden biri olan Kavala, Osmanlı Dönemi Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın doğum yeri. Şehre ilk girişte Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan tarihi su kemeri dikkat çekiyor ve kendinizi Edirne’de hissediyorsunuz. Öylesine bizden bir havası var ki… Daha önce burada yaşayan atalarınızı düşünmeden edemiyorsunuz.
Tur palanına göre ikinci durak Selanik” Thessaloniki” oldu. Panoramik bir şehir turundan sonra otelimize geldik. Pek çok otel var Selanik’te, biz “Hotel Holiday İnn” de kaldık. Sahile biraz uzak ve gece gezeceğiniz bir yer yok. Ancak taksiyle gidebileceğiniz yerler var. Şöyle bir çevre araştırması yaptıktan sonra çevrenin ıssız ve karanlık oluşundan ürküp geceyi otelimizde geçirme kararı aldık arkadaşlarımla. İyi de yaptık bütün gece heyecandan yol boyu hiç uyuyamamıştık. Güzel bir uykunun ardından Selanik sabahına uyanıverdik, dinlenmiş ve zinde olarak.
Otelde açık büfe kahvaltımızı ettikten sonra otobüsümüzle şehir turuna başladık.
Selanik’in kordon şeridinde bulunan Beyaz Kule adeta şehrin simgesi haline gelmiş. Bizanslılar tarafından yapılan kule, daha sonra Osmanlılar tarafından Bizanslı esirleri tutmak için hapishane olarak kullanılmış. Osmanlı İmparatorluğu döneminde dış cephesi siyah olan kule, 1912 yılında Selanik şehrinin Yunanlar tarafından kazanılmasıyla birlikte geçmişin izlerini de silmek amacıyla tamamıyla beyaza boyanıyor ve adı da bu şekilde değişiyor. Gerçi bugün “ beyaz kule” demek zor, hava koşulları eskiye dönüşü gerçekleştirmiş.
Sahil adeta İzmir Kordon… Havada öyle güzeldi ki o gün sonbahara inat. Öğle yemeğimiz sahilde bir lokantada yiyecektik ve rehberimiz bir uyarıda bulundu:” Buralarda hırsızlık çok oluyor, çantalarınıza dikkat edin.”
Be mübarek! Ege‘nin bütün kalamarları batıya toplanmış da bizim tarafa sadece sazan ve istavrit mi kalmış dedi rehberimiz ve biz kalamar tava söyledik.
Gouna’ da meşhur burada” uskumru” nun tava pişirilmiş hali kısaca…
Deniz ürünleri konusunda son derece zengin olan Yunan mutfağından tadılabilecek bir diğer seçenek ise midyeli pilav. İçerisinde bulunan midye ile farklı ve leziz bir seçenek haline gelen pilavı şehirde birçok restoranda tatma şansınız var.
Akdeniz yeşillikleri ve Yunanistan’ın meşhur zeytinyağını buluşturan Yunan salatası şehirde tadılması gereken başlıca lezzetler arasında sayılıyor burada.
“Caciki “ adı cacık gibi olsa da hazırlama yöntemi ve tadıyla farklılaşan bu leziz mezenin içine su ilave edilmiyor. Salatalık ve yoğurt karıştırılarak üzerine biraz zeytinyağı gezdiriliyor ve sarımsak ilave ediliyor. Tadı ise kesinlikle benzersiz…
Bir diğer leziz meze seçeneği olan” fava”nın ana malzemesi mercimek. İçinde ayrıca kekik, zeytinyağı ve soğan gibi yardımcı malzemeler bulunan bu mezeyi balıkların yanında getiriyorlar.
Ve isteyenler için meşhur Yunan rakısı “ ouzo” …
Biz dört arkadaş yemek sonrası, denize karşı güneşin tadını çıkarırcasına gülüşerek çaylarımızı yudumlarken içeride bir telaş başladı ki bir de ne duyalım bizim guruptan bir arkadaşımızın çantası çalınmış.
Kameralar izlendi, polis çağırıldı tutanak tutuldu ve rehberimizle arkadaşımız Türk Konsolosluğuna gittiler. Hepimizin tadı kaçtı açıkçası.
Sonra dedik ki saçlığımıza bir şey olmasın onlar işlemlerini yaptırıp gelene kadar biz şehir turuna devam… Ben torunlarıma hediye aldım kendime de güzel bir şal…
O sırada sahilde bandolar başladı festival varmış… Onları izlemek büyük bir keyif oldu bizim için.
Kamara Meydanı, Selaniklilerin buluşma noktası. Etrafta oldukça genç görebilirsiniz. Kamara’dan biraz yukarı çıktığınızda ise Osmanlı döneminden kalma Rotonda Camisini göreceksiniz. Cami bugün müze olarak kullanılmakta.
Aristotle Meydanı’nın mimari yapısı hepimizi büyüledi. Meydanın her iki yanındaki bina ve geniş alana sahip meydan, şehrin en ferah noktalarından biri… Solda bulunan Electra Palace Hotel’in terasına çıkmanızı tavsiye ederim. Yiyip içmeseniz bile o terastan manzaranın tadını çıkartın kesinlikle.
Yukarı şehir anlamına gelen Ano Poli, hemen hemen tüm Selanik’i görebileceğiniz şehrin en tepe noktası. Akşamüzeri bir tavernada içeceğiniz kahve, manzara ile ayrı bir güzel tat bırakacak damağınızda.
Ve tabii ki Atatürk’ ün doğduğu ev… Restorasyondan sonraki haliyle görmenizi tavsiye ederim. Benim buraya dördüncü gelişim; ama her defasında ilk kez görüyormuşçasına heyecanlanıyorum. Ve az ileride Türk Konsolosluğu…
Gece bir tavernaya götürüldük malum sirtaki gecesi. İçerisi tıklım tıklımdı. Geceleri oldukça yoğun geçen bir şehir Selanik…
Yunan müziği ve balık eşliğinde güzel bir geceydi başlayan. Ve meşhur ouzo…
Gece geç saate kadar süren eğlencenin ardından eğlence sarhoşluğuyla otelimize döndük.
Sabahın erken saatlerinde başlayan son gün İskeçe, Gümülcine ve Dedeağaç panoramik turuyla İpsala Kapısına kadar devam etti.
Türkiye’ye ye girerken köprü üzerinde çılgınca alkış başladı otobüste. Güzel bir gezinin ardından evimize dönmüştük pek çok anı biriktirerek.

Sosyal Medyada Paylaş

Benzer yazılar