Lozan tartışması ile gündeme gelen Meis Adası

Türk siyasetinde geçen aya damga vuran olaylardan biri Lozan anlaşmasının tartışması oldu.

Bu tartışmanın bir parçası olan Antalya’nın Kaş ilçesinin burnun dibinde bulunan Yunanistan’a ait Meis adası oldu. Genel Yayın Yönetmenimiz Ömer Mazi’nin izlenimleri ile işte size Meis adasının 2. Bölümü.

Meis adası, Kaş’tan bakıldığında koca bir kaya parçası gibi görünüyor. Bir çanak görünümündeki kayalık kısmın ön tarafında bulunan alan, liman haline getirilmiş. Şehir liman etrafında oluşturulan evler sayesinde küçük bir liman kasabası görünümünde. Adanın neredeyse tamamı kayalık görünümünde. Adanın üst kısmında küçük bir havalimanı, bir tek taksisi, malzeme taşımak için eski bir kamyonet, bir minibüs, liman kafeleri ve lokantaları bulunuyor.

Meis 1948’de Yunanistan’a geçti
Türkiye’ye en yakın adalardan biri olan Meis de, Rodos ve Simi gibi 1948’de Yunanistan’a geçmiş. Bir zamanlar on binlerce kişinin yaşadığı Ada’da şimdi çoğu çok yaşlı 500 kişi yaşıyor. Rodos üzerinden düzenlenen turlarla gelen turistler küçük adanın en büyük gelir kaynağı. Meis kendine en yakın Yunan adası Rodos’a 70 mil uzakta olası nedeniyle tüm ihtiyaçlarını sadece 7 kilo metre uzaklıktaki Kaş’tan temin etmesi ada halkı için büyük bir fırsat. Bir zamanlar Osmanlı adası olan Meis 19 Uşi anlaşması ile ada geçici olarak İtalyanlara bırakıldı. Yıllar süren görüşmeler ve pazarlıkların arkasından, 1947 yılında Türkiye’nin imzası bulunmayan, Paris antlaşması ile Meis adası 1948 yılında ada Yunanistan’a geçti.

Meis Belediye Başkanı Pavlos Paniğiris ile limanda bir araya gelip koyu bir sohbete dalıyoruz. Başkan Türkçe, bende Rumca bilmeyince yardımımıza tercümanımız yetişiyor. Başkan Paniğiris’in Türklerle olan dostluğu babasının vasiyetiymiş. Meis ile Kaş arasında dostluk köprülerinin atılması ve ticari alışverişin başlamasına baba Paniğiris, zamanında olmuş. Paniğiris, “Babam Türk dostu bir adamdı. Ben ondan aldığım kültürle bugün daha sağduyulu dostluk, kardeşlik ve barış için çalışıyorum. Bu konuda önemli yol kat ettik” dedikten sonra gel sana Adayı gezdireyim diye kolumdan tutuğu gibi ada hakkında bilgiler vermeye başlıyor.

Turizmden, balıkçılıktan ve Osmanlı mirası caminin her zaman bakımlı ve şık bir şekilde durmasından bahsediyor. Adanın üzerinde bulunan küçük hava limanı zengin Yunanlı turistlerin adaya gelmesini sağlıyor. Pansiyon ve otellerde konaklamak için gelenler için havalimanı ile şehir merkezi arasında adanın tek teksisi var. Ancak gelecek olanlar biraz daha kalabalık ise, birde yine servis görevi yapan lüks bir minibüs bulunuyor. Adada kaldığımız süre içinde sadece 3 sivil araç ve birde polis arabasına rastlıyoruz. Adanın yerleşim yerinin bir uçtan diğerine yürüyerek en fazla 10 dakikalık bir süre içinde ulaşmanız mümkün.

Adanın 3 güzeli
Belediye Başkanı Pavlos Paniğiris ile yaptığımız kısa gezintiden sonra, başkandan ayrılıp ara sokaklara giriyorum. Taş sokaklarına açılan evlerin kapıları, bina yapıları, evlerin içindeki ahşap kavisli merdivenleri ile tipik bir Akdeniz şehri. Limandan itibaren en fazla 3 sıra sokağı olan Meis’te dolaşırken 3 güzel hanımla karşılaşıyoruz. Kısa bir tanışma faslından sonra Narie Latıaraki, Cotberene Depierrois ve Catherine Stouraitis ile önce resim çektirip sonra sohbet etmeye başlıyoruz. 3 güzel hanımın en büyük eğlenceleri, Cuma günleri Kaş pazarına gidip alışveriş yapmak ve Türk yemeklerini yemek ve oradaki arkadaşları ile sohbet etmek olduğu söylüyorlar.

Hanımlarla yaptığımız keyifli sohbetten sonra Meis’in meydan olarak kullanılan bir alana ulaşıyorum. Adanın en geniş alanı olarak göze çarpan yerde belediye tarafından yapılmış banklar ve bu meydanın arkasında bulunan kilise, adanın en gösterişli yapıtı olarak karşımıza çıkıyor. Kilisenin bir tarafından yükselen saat kulesi ise ada halkının neredeyse her taraftan görebilmesi için tasarlanmış. Liman çoğunlukla balıkçı tekneleri, birkaç yat ve dalış botları bulunuyor. Liman çevresinde bulunan küçük dükkanlar Türkiye’de ki kahveleri anımsatıyor. Mavili yeşilli ahşap sandalyeleri çoğunlukla turist gemileri gelmedikçe ters çevrilmiş bir vaziyette duruyor. Meis’de ki evlerin hemen hepsinin kiremitli ve beyaz ağırlıklı boyanmış olduğuna rastlıyoruz.

Meis’in en güzel kızları
Adada yaşayanların büyük çoğunluğunun yaş ortalamasının 50’nin üzerinde olduğuna rastladık. Ancak adaya ilk ayak bastığımızda bir ara rastladığımız ve eteklerinde ay yıldız motiflerinin bulunduğu iki güzel Meisli kız adada rastladığım en genç ve güzeli olduğunu itiraf etmek zorundayım. Tatile gelen çocuklu bir ailenin dışında sadece birkaç tane küçük çocuğa rastlıyorum onların dışında kalanlar genellikle yaş ortalaması bir hayli yüksek kişilerden oluşuyor. Adada yaşayan herkes haftanın 3 günü gelen yolcu gemilerinin yolunu gözlüyor. Çünkü gemilerin gelmesi ile sakin geçen ada halkının günü bir anda hareketleniyor. İş yerleri erkenden açılıp ters çevrilmiş olan sandalyeler masaların üzerinden indirilip en güzel ve temiz örtüler seriliyor.

Gelen zengin turistleri memnun etmek için herkes yoğun bir çaba harcayan ada halkı bütün gün koşuşturmaktan yoruluyor. Ama onlar bu yorgunluktan hiç şikayetçi değiller. 3 gün çalışıp 4 gün dinlenme imkanı bulan ada halkı için, gemiler dolusu turistlerin gelmesi demek çalışma ve para kazanmanın ötesinde şehirde yaşanan canlılık ve önemli bir aktivite niteliği de taşıyor. Gemilerle gelen turistlerin dışında küçük butik oteller ve pansiyonlara gelen turistlerin sayısı az olmasından dolayı onun fazla bir kazanç elde edemiyorlar. Adanın kafe işletmecilerinden Mapia Tıneatatıkov, Rodos tur kapsamında olan gemilerin gelmesi bizim en büyük eğlencemiz diyor.

Tıneatatıkov “Çünkü adada yaşayan kişi sayısı zaten 500 kadar kişiyiz. Gelen gemiler sayesinde farklı insanlar görme, tanıma ve onlarla sohbet edip bir şeyler paylaşma imkanı buluyoruz. Aksi takdirde biz bize kalsak adada yaşamak çok sıkıcı olurdu. Gemilerin gelmesi ile herkes yüksek bir tempoda çalışıyor sonraki gün ise bütün gün yan gelip yatarak dinleniyor. Cuma günleri ise Kaş’a gidip Pazar alışverişi yapmak bizim için değişmez bir gelenek haline geldi. Adada bir şey yetişmediği için bütün ihtiyaçlarımızı Kaş pazarından yapmak zorundayız. Oradaki dostlarımız kendi pazarlarını bizimle paylaştıkları için çok şanslıyız” diyor. Denizin ortasında küçük bir ada ve sadece 500 nüfuslu küçük bir köy gibi bir yerde yaşamak nasıl bir şey olurda acaba?. Meis güzel bir ada, gezip görülebilecek bir yer. Benim gibi çok gezen birisi için bu cevaplandırılması zor bir soru. Ya siz? böyle bir ada da yaşam ister miydiniz?.

Sosyal Medyada Paylaş

Benzer yazılar